Dağlarda El Ve Ayak Donmasını Önleyip Kendinizi Korumanın Yolları

Seda Öksüz'ün çevirisiyle, Tim Mosedale tarafından yazılmış harika bir makale

Yaygın inanışın aksine, don yanığı, yalnızca kararan doku kaybı olan el ve ayak parmaklarından ibaret değildir. Genellikle, yavaşça ilerleyen his kaybı ve deride olası bir beyazlama ile başlar, bu aşamada sorunun telafisi hala mümkündür.

Soğuğa maruz kalma süresi arttıkça derinin dış yüzeylerinin soğuktan hasar görmeye başlamasıyla git gide daha sert ve katı bir görünüm alır.

Ardından… morarma görülür ki, eğer müdahale edilirse düzeltilebilir ancak bu esnada hasar ve enfeksiyonun ciddi bir tehdide dönüşmesi sebebiyle oldukça hassas bir durum söz konusudur. Bu aşamada kabarcıklar oluşacak ve acı dayanılmaz hale gelecektir. Morarma aşamasında müdahale edilmezse, bu durum ilerleyerek en sonunda cerrahi yollarla alınması gereken kararmış parmaklara dönüşecektir.

Hepimiz yaşamışızdır; yeniden ısıtması zor olan soğuk elleri, donmuş parmaklarla eşyalarla cebelleşmeyi, yetişkinleri ağlatacak seviyedeki soğuk yanmalarını. Ama tüm bunları yaşamak gerçekten şart mı?

donmuş el parmakları
Soğuğa belli ölçüde maruz kalmak parmakların hasar görmesine sebep oldu. Bu fotoğraf olaydan 9 gün sonrasına ait ve hasta muhtemelen tamamıyla iyileşecek… Ama his kaybının giderilmesi aylar sürecek.

Bu, ilk bakışta, sanki yaşanması kaçınılmaz bir durum gibi veya bir tür çıraklık süreci gibi algılanabiliyor çünkü ne zaman birinin başına gelse, geri kalan herkes ‘hepimiz bunu yaşadık dostum’ derecesine sağduyuyla başını sallıyor.

İyi haber şu ki bunların hiçbirini yaşamanıza gerek kalmayabilir ve almanız gereken önlem, eldivenlerinizin yeterince sıcak olup olmamasından ziyade kişisel planlamanızla daha çok alakalı bir durumdur.

İlk olarak, ellerin soğuğa maruz kalmasının, İskoçya’da acı verici durumlara yol açarken, Himalayalar’daki aşırı irtifa koşullarında ise hayatı tehdit eden ciddi bir soruna dönüşebilmesi durumundan söz edeceğim.

Yaz mevsiminde Göller Bölgesinde eldivenlerinizi kaybederseniz bu basit bir sorundur ve elinizi cebinize sokarak bu durumu kolayca telafi edebilirsiniz. İskoçya’nın kış koşullarında ise büyük olasılıkla yanınızda yedek eldiven taşıyor olmalısınız ki, eldivenlerinizi kaybetmeniz durumunda hemen sırt çantanızdan (ya da ceketinizin cebinden) yedek eldivenlerinizi çıkarabilesiniz.

Gelgelelim Everest’in zirvesinde durum biraz daha farklıdır. Eğer eldivenlerinizi kaybedecek olursanız bu durum gerçek anlamda hayati bir tehdit doğuracaktır ki böyle bir durumda dua için tesbihinizi çıkarsanız yeridir… Tabii muhtemelen onu da kullanamayacaksınız çünkü elleriniz donuyor olacak.

Hiyerarşi ve oksijen az olan atmosfer

Vücudumuz hiyerarşik bir sistem içinde çalışır ve bu sistemin yöneticisi beynimizdir. Eğer beyin yeterince oksijen alamazsa, bu durumda gerekli oksijeni başka bir yerden talep edecektir. Beyin, ilk olarak kol ve bacaklar bölgelerindeki kan dolaşımını kullanacaktır ki bu durumda soğuk yanığı potansiyel bir sorun olacaktır. Eğer beyin hala yeterince oksijen alamıyorsa bu kez gövde dolaşım sistemini kullanacaktır ki bu durumda da vücudun genelinin ısı kaybetmesi potansiyel sorun olarak karşımıza çıkacaktır.

Eğer beyin hala yeterince oksijen alamıyorsa, o zaman da, yavaş yavaş düzgün çalışmayı bırakacak ve kişinin komaya girmesine, bunun sonucunda da ölümüne yol açacaktır. Bu, sadece birkaç dakika içinde gerçekleşecek bir durum değil, kademeli işlev kaybının söz konusu olduğu yavaş, sinsi bir süreç. Bu durum, beynin soğuğa maruz kalması sonucu hasar gördüğü her ağır hava koşulu için geçerlidir.

Yüksek irtifada oksijenin yetersizliğinin oluşturduğu dezavantaj da bu duruma eklenince, beyin hipoksi (oksijen yetmezliği) etkilerine daha yatkın olmakta ve hastalığın kademeli başlangıcı aniden, bariz bir şekilde ortaya çıkabilmektedir.

Aşırı yüksek irtifa tırmanışlarında oksijen desteği kullanmak hem beyin fonksiyonlarını korumanın, hem de olası soğuk ısırmasına yakalanma riskini önlemenin bir yoludur (eğer beyin yeterli miktarda oksijene sahipse, vücuttaki kan dolaşımına müdahale etmeyecektir).

Soğukta Tırmanış

İşte alınabilecek önlemler…

Bir Bere takın!

Vücudun hiyerarşik yapısı düşünüldüğünde, el ve ayaklarda aşırı üşümenin önüne geçmenin yollarından bir tanesinin beyni sıcak tutmak olduğu görülür. Bere takmaktan daha etkili bir çözüm olabilir mi? Kan, fonksiyonlarını yerine getirmesi için beyne (ve diğer organlara) oksijen taşımakla kalmıyor, aynı zamanda vücut ısısını sağlıyor. Yani bere takmanın, beyin sıcaklığını belli bir seviyede tuttuğunu ve dolayısıyla beynin, bu ihtiyacını gidermek için vücudun diğer bölümlerine gerek duymayacağını söylemeye gerek yok.

Bu düşünceden yola çıkarak, bere takmanın, beynin, kol ve bacaklar bölgelerdeki kan dolaşımını kullanmaya daha az meyilli olacağını söyleyebiliriz.

Yolculuğa başladıktan sonra eğer berenizin size aşırı sıcaklık verdiğini hissederseniz, o esnada bir kulak koruyucu takıp berenizi daha sonraki sürece saklayabilir ya da onun yerine boyunluk kullanıp kulaklarınızın üstünden geçirebilirsiniz. Alternatif olarak, kapüşonunuzu başınıza geçirip bir yandan kulaklarınızı rüzgardan korurken bir yandan da başınızın biraz serinlemesini sağlayabilirsiniz. Kısacası, eşya ve metot bakımından çok yönlü ve esnek olmanız gerekiyor.

Sizi sıcak tutacak kıyafetler giyin!

Vücut hiyerarşisinde ikinci sırada diğer temel hayati organların bulunduğu gövde yer almaktadır – bu yüzden üstünüzü iyi giyinin. Başınızı ve gövdenizi (yeterince) sıcak tutarsanız, kol ve bacaklarda kan dolaşımının düzgün bir şekilde çalışmasını sağlarsınız. Ancak unutmayın ki tıpkı başımız gibi gövdemiz ve diğer organlarımız da sıcaktan pişmeyi sevmez bu yüzden aşırı ısınmaktan da kaçınmalısınız yoksa kendinizi daha farklı bir açıdan kötü durumlara düşürebilirsiniz (daha sonraki süreçte). Düşük tempoda yürüyecek dahi olsanız, yolculuğa başlamadan önce, serin kalacak şekilde üzerinizdeki giysilerin bir katını çıkarırsanız, muhtemelen başladığınız andan itibaren 10-15 dakika içinde yeterince ısınmış olacaksınız.

Bazen öyle anlar oluyor ki, umduğunuzdan daha çok üşürken bir de rüzgara karşı yürüyorsanız ya da beklediğinizden daha fazla ısınmışken birdenbire güneş çıkarsa, o zaman bu taktiği bile doğru şekilde uygulamak zor olabiliyor. İki durumda da derhal bir çözüm bulmalısınız (daha sonra bahsedeceğim).

Ama buradaki en önemli nokta, hareket aracılığıyla sıcaklık yaratmanız ve bu sıcaklığın kan yoluyla ev ve ayak parmaklarına iletilmesi çünkü bu sayede baş ve gövdeniz üşümeyecek ve tehlike altında kalmayacaktır.

Terlemekten kaçının!

Vücut sıcaklığının fazla yükselmesi durumunda, vücudun ana soğutma mekanizması devreye girer, yani terlemeye başlarsınız. Eğer çok terlerseniz kıyafetleriniz ıslanacak ve en iyi kıyafetler bile vücudunuzda oluşan nemi taşımakta zorlanacaktır. Fiziksel hareketi ve ısı üretimini bıraktığınız anda ise yapışkan ve nemli hale gelen giysiniz teninize temasıyla gövdenizi üşütmeye başlayacaktır.

Eğer o anda hemen üzerinize sıcak bir kat daha giyerseniz vücudun aşırı üşümesini tam zamanında önleyebilirsiniz. Fakat iç kıyafetiniz gerçekten çok ıslak ve yapış yapış olmuşsa, onu değiştirdikten sonra üstünüze sıcak bir kat daha giymeniz oldukça iyi bir tedbir olacaktır.

El ve ayaklara gelince, eğer eldiven ve çoraplarınızı ıslatacak kadar terlemişseniz, bu durumu çözmek biraz zor olabilir.

Islak çoraplar kuru çoraplara göre, kullanılmış çoraplar da temiz çoraplara göre daha düşük verim sağlar. Bu yüzden, 5 gün sürecek bir Everest zirve tırmanışında, Güney Geçidi’nde (South Col) kullanmak üzere, özellikle zirve günü için ayırdığınız yedek ve temiz (tercihen yeni) çoraplar bulundurmanız iyi bir önlem olacaktır.

Eğer botlarınızın içi ıslanmışsa, ayakkabının içindeki nemin dağılmasına bir şans vermek açısından botun taban astarını söküp çıkarmak gerekir. Eğer tabanı çıkarmazsanız, ayakkabının içinde kalan nem dağılamayacak ve soğuk havayla birlikte donacaktır. Zaten buz gibi bir botun üstüne basarken, üstüne bir de donmuş bir tabanlıkla yürüyeceksiniz. Ne güzel!

Eldivenlere gelince, eğer eldivenler terden sırılsıklam olmuşsa bu durumla baş etmek biraz daha zor olabiliyor. Eğer çıkarılabilir astarlı değilse, tersine çevirmek gerçekten çok zordur ve o şekilde, eldivenlerin içindeki nemi yok edebilmek için gerekli sıcaklığı elde etmek dağ koşullarında mümkün olmayacaktır. Bu yüzden, terlemeyi en baştan önlemek için, farklı koşullarda farklı tür eldivenler kullanmanın çok daha iyi bir çözüm olacağını söyleyebiliriz. Yedek eldivenlerinizi montunuzun cebinde taşırsanız hareket halindeyken değiştirmeye daha yatkın olursunuz ama sırt çantanızda olursalar uğraşmak istemeyeceğinizden var olanlarla idare etmeniz daha olası olacaktır.

Ne olursa olsun, iç astarı çıkarılabilen sıcak eldivenler diğerlerine göre çok daha iyidir çünkü dağ koşullarında kurutulmaları daha kolaydır.

Eğer üşüyorsanız (veya fazla ısındıysanız) bu duruma hemen müdahale edin!

Aşırı sıcaklama veya üşümeye engel olmak, hem kendi rahatlığınız için hem de sağlığınız için önemli bir faktördür. Aşırı sıcaklık organlarınız için kötü ve zararlıdır, aynı zamanda terlemenize, dolayısıyla da susuz kalmanıza neden olur. Susuz kalmanız ise vücudunuzun, soğuk ısırması, hipotermi, Akut Dağ Hastalığı, akciğer ve beyin ödemine (YİBÖ & YİAÖ) daha yatkın olması, uzun vadeli zor koşullarda ise Derin Toplardamar Pıhtılaşması (DTP) riskine karşı daha hassas olacağı anlamına gelir ki, bu da hayati risk taşıyan çok ciddi bir problem olduğundan yolculuğunuzun sona ermesi demektir.

Hareket halindeyken kendinizi yönetmeyi öğrenin. Daha önceden de bahsettiğim gibi yolculuğa rahat ve serin bir vücutla başlayın, kolay ulaşabilmeniz açısından, ceplerinize kafa bandı ile fazla ağır olmayan eldivenler koyun ve mont ve çantanızın cep, fermuar yerlerini iyi bilin.

Suyunuz, ya bir matarada ya da mataranın donacağı daha soğuk hava koşulları için ısı yalıtımlı kılıflar içinde, kolay ulaşabileceğiniz bir şekilde sırt çantanıza ilişik olsun. Daha da soğuk hava koşullarında ise suyu tulumunuzun içinde saklayabilirsiniz (yarım litrelik şişeler bu durumlar için birebirdir).

Göğüs kısmından derin fermuarlı giysiler, bisiklet yaka olanlara göre çok daha kullanışlıdır. Fermuar özelliği olan giysiler havalandırma imkanı sunarken, bisiklet yaka üstlerin herhangi bir özelliği yoktur.

Aynı şekilde, uyluk kısmı fermuarlı pantolonlar da serinlemenin harika bir yoludur – tırmanışta bacaklar genelde çok ısı üretir bu yüzden fermuarlı pantolonlar hareket halindeyken vücut ısınızı düzenlemenin iyi bir yoludur.

dağda soğuk

Unutmamanız gereken bir şey de ön fermuarlarınızı, koltuk altı fermuarlarınızı açıp kapatacağınız, kapüşon kullanacağınız, şapkanızı çıkaracağınız, eldiven değişikliği yapacağınız vb. zaman ve yeri doğru şekilde ayarlamanız gerektiğidir. Eğer bunları hareket halindeyken yapmaya çalışırsanız güvenliğinizi tehlikeye atabilirsiniz. Bazen durmak gibi bir seçeneğiniz olmayabilir (örneğin Khumbu Buz Çağlayanındaki korkutucu buz bacaları altında veya çığ düşme tehlikesi taşıyan arazilerde) – ki böyle durumlarda ya önceden durmanız ya da 5-10 dakika içinde duruma müdahale edebileceğinizi düşünerek o an için yola devam etmeniz gerekiyor.

Susuz kalmayın!

Daha önceden de bahsettiğim gibi vücudunuzun sıvı hacmini korumak hayati önem taşımaktadır. Dağda ise muhtemelen bu konuda yetersiz kalacaksınız (yeterince içemeyecek, yiyemeyecek veya uyuyamayacaksınız), bu sorun değil ama sadece sınırlı bir süre için. O yüzden ana kampa dönüş esnasında ara ara dinlenip ve enerji depolamak için zaman ayırmayı ihmal etmeyin.

Ve eğer sıvının yemekten, yemeğin de uykudan daha önemli olduğunu hatırlarsanız, bir sonraki kampa vardığınızda kestirmek yerine içeceğinizi hazırlamaya başlamış olacaksınız, doğru hedeftesiniz.

Her fırsatta atıştırmaya özen gösterin!

Yemek yakıttır ve yakıtınız yoksa risk altındasınız demektir. Tırmanış rotaları arasında beslenmenin yanı sıra, dağda da mümkün olduğunca bir şeyler yiyerek enerji toplamanız önemlidir. Fakat şunu da unutmayın, tedbirli olmazsanız, yüksek irtifada, yani kaloriye en fazla ihtiyaç duyacağınız anda, yiyeceğiniz tükenmiş olabilir. İki durumda da, yol boyunca ceplerinizdeki yiyecekleri atıştırmak sizi bitap düşmekten alıkoyacak olması anlamında iyidir çünkü aşırı yorgun düşerseniz, el ve ayaklarınızda soğuk ısırması ihtimali artacaktır.

Eşzamanlı hareket etmenin önemi

Bu şekilde zamandan tasarruf edebilirsiniz. Hareket halindeyken üzerinizdeki bir katı çıkarmak için durursanız, bu, gelecek 30 dakika içinde eş zamanlı olarak yapma ihtiyacı duyacağınız herhangi bir işi yapmanız için bir fırsatı kesebilir. Örneğin, sabah saat 07.30’da Khumbu Buz Çağlayanındasınız, daha önce çıkarmak için durduğunuz kıyafetinizi, önce güneş kremi ve dudak kremi sürüp, hızlıca yiyecek-içecek atıştırıp, fotoğraf çekip, güneş gözlüklerinizi çıkardıktan sonra, tekrar yola koyulmadan hemen önce çıkarırsanız daha akıllıca olacaktır. Çünkü böylece, 25 dakika sonra birden güneşle karşı karşıya kaldığınızda tekrar durmanız gerekmeyecektir. Bu durumda da zamanı daha verimli bir şekilde kullanmış olacaksınız, yani kampa daha erken varacak ve içeceğinizi daha erken yudumluyor olacaksınız.

Ya da, Kamp 3’e vardığınızda kendinizi biraz bitkin hissediyorsanız, yavaş yavaş kar toplayıp, kamp ocağınızı çalıştırılarak oyalanabilir ve sonrasında oturup biraz soluklanabilirsiniz. 20 dakika içinde yeterince toparlandığınızda, vay canına, bir litre suyunuz hazır.

Eldivenini ve eldiven kılıfını unutma!

Eldivenlerle el çabukluğundan daha iyi faydalanabilecek olmanıza rağmen eldiven kılıflarda eller daha sıcaktır çünkü tüm parmaklar bir aradadır.

Yüksek irtifa/çok soğuk ortamlar için tavsiyem, içine ince bir kat eldiven daha sığabilecek büyüklükte sıcak eldivenler almanızdır, daha sıcak olan eldiven kılıflar içinse, içlerine sağlam bir çift streç eldiven sığacak büyüklükte olmalarını öneririm. Bu sayede hem birden fazla seçeneğiniz olacak hem de eğer büyük olan üst katı çıkarma ihtiyacı duyarsanız, kar ve buza, daha da önemlisi metallere çıplak parmaklarla temas etmek zorunda kalmayacaksınız.

tek parmak kılıf eldiven

Eğer eldiven yeterince büyük değilse ve elinizi sıkıyorsa, yalıtımın kısıtlanmasının yanı sıra kan dolaşımınız olumsuz etkilenebilir, bu da ellerinizin soğumasına sebep olur.

Eğer eldiven takmanıza rağmen çok işe yaramıyorlarsa ve yol boyunca elleriniz aralıklı olarak üşüyorsa, parmaklarınızı eldiven yuvalarından kurtarıp elinizi yumruk yaparak açıp kapatmak geçici olarak işe yarayacak bir önlemdir.

Birkaç deneme ve uygulama sonrası, ısınmak için eldiven içinde parmaklarınızı bir araya getirerek baton kullanabilir ve hatta basit arazilerde buz baltası bile kullanabilirsiniz.

Bot ve çoraplar

Aynı şey botlar için de geçerli – yarım numara büyük olması yarım numara küçük olmasından çok daha iyidir. Üstelik yüksek irtifada vücudunuzun belli bölgelerinde ödem oluşabilir (ayak ve/veya el ve/veya yüzde şişlik) ve bu durumda dar botlar BÜYÜK sorun teşkil edecektir.

Ayaklarda kan dolaşımını canlandırmak biraz daha güç olsa da ayakları esnetmek ve her adımda parmakları oynatmak ayak üşümesi başlangıcını kesinlikle önleyecek ya da geciktirecektir.

Yolculuğa soğuk botlarla başlamayın yoksa sizin ayağınız botu ısıtana kadar bot sizin ayağınızı üşütecektir. Daha önce de bahsettiğim gibi yeni çoraplar iyi bir tedbirdir ve destek olarak ayak ısıtıcı pedler de kullanabilirsiniz – hafif sıcak ayak hafif soğuk ayaktan iyidir.

Ve birazdan eller için de söyleyeceğim gibi, tedbirli davranıp kendinizi doğru şekilde yöneterek, henüz (sıcak) botlarınızı ayağınıza geçirmemişken yani en baştan ayaklarınızın üşümesine izin vermeyin.

Her şeyden önce ellerinizin üşümesine engel olun

Yukarıda listelenen her şey önemli ve eğer kendinizi gün boyunca dakika dakika iyi bir şekilde yönetirseniz iyi bir durumda olacağınızdan şüpheniz olmasın. Ama benim 1 numaralı tavsiyem, en başta ellerinizin üşümesine engel olmanız. Everest zirve gününde iyi sıvı tüketmiş olmalı, sıcak bir bere, kar maskesi, büyük bir tulum (yazarın tavsiye ettiği gibi) giymekte, el ısıtıcı pedlerinizi devreye sokmuş ve oksijen tüpünüzü takmış olmalısınız ama unutmayın ellerinizin üşümemiş olması bu aşamada hayati derecede önem taşıyor çünkü aksi durumda eldiven kılıfları işe yaramayacaktır.

Öyleyse çadırdan çıktınız ve kramponlarınızı takıyorsunuz. Bunu yapmak karanlık ortamda ellerinizde eldiven kılıflar ile zor olacağı için mitlerin birini çıkarıp tulumunuzun içine sıkıştırıyorsunuz (eğer yere bırakırsanız veya dişlerinizin arasında tutarsanız a) uçup gidecek ve/veya b) soğuyacaktır.) Ama eğer tulum/ceketinizin içine koyup fermuarını kapatırsanız, hem o sizi sıcak tutacak hem siz onu sıcak tutacaksınız, hem de kaybolma riskini önlemiş olacaksınız.

Eldiven kılıflarınızdan bir tanesini çıkardınız ve elinizde streç eldiveniniz kaldı. Ellerinizi şu an daha etkili bir şekilde kullanabileceksiniz ama kendinizi tehlikeye düşürmemek için adeta zamana karşı yarışıyorsunuz. Eğer bu sürede elleriniz üşürse bileklerde vazokonstriksiyon (kan damarlarının büzüşmesi) oluşmaya başlayacak ve ellerinize kan dolaşımı tehlike altına girecektir. Eğer bu durumda kramponu takmaya devam ederseniz (yalnızca 15 saniye daha sürecek) ellerinizin pratikliğini kaybetmeye başladığını fark edeceksiniz, el hareketleriniz zorlanacak, elleriniz daha da üşüyecek ve 45 saniye içinde buz gibi olacaklar.

Kullanılmamış bir eldiven kılıfı sıcak değildir – sıcak tutma potansiyeli vardır. Sıcak tutması için de ısı kaynağına ihtiyacı vardır ve siz elinizin üşümesine fırsat vererek bu kaynağı kesmiş oldunuz. Bu durum, yüksek irtifada dolaşımınızı yavaşlatan (yukarıda hiyerarşi, hipoksi ve beyin fonksiyonlarıyla ilgili notlara bakınız) oksijen azlığıyla birleşince ellerinizde üşüme riski iki katına çıkar ve kan dolaşımını arttırmanın hiçbir yolu yoktur. İstediğiniz kadar ellerinizi sallayın – South Col’da nefessiz kalmaktan öteye gidemezsiniz.

Şimdi tekrar başa dönelim, kramponunuzu takmaya başladınız. Elinizin üşümeye başladığını hissettiniz (kramponun takılmasına sadece 15 saniye kaldı) – HEMEN DURUN. Eliniz daha fazla soğumadan derhal eldiven kılıflarınızı elinize geçirin ve içeride bir süre parmaklarınızı açıp kapama egzersizi yapın. Kramponlarınızın üçte ikisi takılı halde her neredeyseniz orda kalın, elinizdeki kan dolaşımı kesileceğine devam etsin ki en azından elleriniz donmasın. Elinizin yeterince ısındığından emin olur olmaz eldiven kılıflarınızı tekrar çıkarın, montunuzun içine koyup fermuarını kapatın (yoksa eğileceğiniz için düşecektir) ve tabiri caizse yarım kalan işinize, kramponu takmaya devam edin. Şimdi yalnızca 15 saniyede işiniz bitecek ve biter bitmez diğerini takmaya başlayın. Gerekirse aynı şeyi tekrar yapın.

Ellerinizin üşümesini en baştan engelleyerek ciddi bir soğuk ısırması tehlikesini önlemiş oldunuz. Kritik bir gün olan Everest zirve günü, soğuk bir eldivenin içinde soğuk bir elle başlamanın pekte iyi bir başlangıç olmayacağını sizin de ön görebileceğinizden şüphem yok.

Aynı şekilde ‘The Balcony’ omzunda durup oksijen tüpünüzü değiştirirken de kendinizi doğru şekilde yönetebilmeniz büyük önem taşımaktadır.

Eldivenlerinizi ve eldiven kılıflarınızı sakın kaybetmeyin

Varsayalım ki Güney Zirvesi’nde fotoğraf çekerken eldiven kılıfınızı düşürdünüz, sırt çantanızı ve oksijen tüpünüzü çıkarana kadar elleriniz donacak, işe yaramaz hale gelecektir.

Burada ellerinizin üşümesi demek hayatınızın risk altında olması demektir. Üşüyen ellerinizi etkin şekilde kullanamayacağınız için eşyalarınıza da hâkim olamayacaksınız ve süreci doğru şekilde yönetemeyeceksiniz, yani bu durumda yapabileceğiniz tek şey, daha önce de bahsedildiği gibi, tesbihinizi çıkarıp dua etmektir.

İniş ekipmanızı kullanmanız çok zorlaşacak çünkü el becerinizi kaybetmiş olacaksınız ve sonuç olarak yavaşlayacaksınız. Ekipmanın bazı parçalarını düşürme ihtimaliniz artacak, haliyle daha da yavaşlatacak ve bu sürede değerli oksijen kaynağınızı tüketiyor olacaksınız. Oksijen biterse her şey biter. Bir anda artan şekilde hipoksi oluşacak, beyin daha fazla oksijene ihtiyaç duyacak ve önce el-ayaklar, daha sonra da gövde daha da soğuyacaktır. Pek hoş bir manzara ile karşı karşıya değiliz.

Ve tüm bunların sebebi sadece bir eldiveninizi düşürmüş olmanız.

Özet olarak:

  • Dağ ortamına aşina olun ki dağda yemek, içmek ve kendinizi doğru şekilde yönetebilmek sizin için bir alışkanlığa dönüşsün.
  • Everest’e (veya başka bir zirveye) tırmanmadan önce iyi hazırlık yapın, eşya ve ekipmanınızı iyi tanıyın ki herhangi bir eksiklik ya da sorunla karşılaşırsanız eşyalarınızı nasıl kullanacağınızı veya o durum için alacağınız önlem konusunda kendinizi nasıl yöneteceğinizi biliyor olun. Örneğin fermuarlarınızı çekmeniz gerektiğinde bunu elinizde büyük eldiven kılıflarınız varken yapabiliyor olmalısınız.
  • Kendinizi sıcak tutun ama aşırı sıcaktan kaçının.
  • Gerektiğinde vücudunuzu havalandırın, böylece aşırı ısınmaktan kurtulursunuz.
  • İyi beslenin ve bol su tüketin.
  • Oksijen sisteminizi nasıl kullanacağınızı bilin ve duruma göre ne kadar dayanacağını hesaplayabiliyor olun.
  • El ve ayaklarınızın soğumasına en baştan önlem alarak engel olun.
  • Eldiven ya da eldiven kılıflarınızı hiçbir şekilde düşürmeyin, kaybetmeyin – yaşadığınız süre boyunca pişmanlık duyarsınız… ki muhtemelen fazla sürmeyecektir.

LÜTFEN UNUTMAYIN ki soğuk ısırığı genellikle kişiden kaynaklanan bir yaralanmadır ve doğru tedbirler alındığında çoğunlukla önlenebilir.

Kaynak:

Türkiye Dağcılık Federasyonu

Orjinal makale – Tim Mosedale

 

Bunlar da ilginizi çekebilir

1
Kim Ne Demiş?

Nermin Acar

“Ve eğer sıvının yemekten, yemeğin de uykudan daha önemli olduğunu hatırlarsanız, bir sonraki kampa vardığınızda kestirmek yerine içeceğinizi hazırlamaya başlamış olacaksınız, doğru hedeftesiniz” yazının bu kısmını çok sevdim….