Boreal Cayenne Bot inceleme

7

Bu hafta iki bot birden inceliyoruz. Her iki bot İspanyol üretici Boreal’e ait. Boreal ile ilk tanışmam 2000 yılında Beşiktaş’ta bulunan Adrenalin mağazasından satın aldığım bir çift trekking botu ile oldu. Bu botu 11 sene boyunca giydim. Yürüyüşlerde, günlük hayatta her yerde ayağımdaydı. Tabanı erimiş olsa da, derisi halen mükemmel durumda. Zorda kalsam bir iki sene daha giyebilirim belki de. Geçen yaz başı baktım olacak gibi değil, yeni iki çift bot satın almaya karar verdim. Boreal’den o denli memnun kalmıştım ki, başka markaların modellerine bakmadım bile.

Boreal Botlar
En soldaki 11 yıllık Boreal ayakkabım, ortada Bulnes, sağda Cayenne

İki farklı ayakkabı ihtiyacım vardı. İlki günübirlik faaliyetlerde kullanabileceğim hafif, su geçirmeyen, beni en az bir 10 yıl daha götürebilecek bir model. Diğeri ise orta zorlukta, sert zeminlerde tırmanışlarda kullanabileceğim, tam otomatik krampon takabileceğim sert tabanlı, su geçirmeyen, sıcak tutacak bir bottu. Günlük faaliyetlerde kullanmak için Boreal’in Cayenne modeli hoşuma gitmişti. Bilekliğin altında sıcak havalarda teri dışarı daha hızlı atmaya yarayan kumaş bölümü vardı. Su geçirmediği yazıyordu. Denedim, ayaklarım ilk giydiğimde çok rahat hissettiği için satın aldım. Ağır faaliyetlerde kullanabileceğim model olarak Boreal Bulnes’i tercih ettim. Tek parça deri ile ayakkabı oldukça güven veren bir yapıya sahipti. Kolay kolay dağılmayacağını düşündüm. Taban ise oldukça kalın ve sert; aynı zamanda yarı otomatik ve tam otomatik krampon takabilmeye uygundu.  Bu botu da denedim, sert açılmamış taban yüzünden ördek gibi yürüdüm. İki hafta içinde açarım diyerek onu da satın aldım. Tabi ki bu modelde de su geçirmez olduğu yazıyordu. Boreal Bulnes hakkında hiç iyi düşüncelerim olmadığını şimdiden belirteyim.

Boreal Cayenne Trekking Yürüyüş Botu inceleme

Boreal Cayenne yaz aylarında muhteşem bir konfor sundu. Ne bir terleme, ne bir koku. Tabanı, tabanlığı (yekpare çıkarılmıyor), derisi.. herşey o kadar dengeli, o kadar uyumlu yapılmıştı ki. İçimden İspanyol üreticiye bir kez daha “helal olsun” dedim. Boreal Cayenne ile mutlu bir şekilde faaliyetlere devam edeceğimi düşünüyordum. Cayenne’i yaz boyunca haftasonu faaliyetlerinde ve likya yolunda iki ayrı etapta 200 km. kadar yürüyerek kullandım. Bu süre boyunca ayaklarımda bir kere bile su toplama, nasır olmadı.

Ekim ayında Antalya Korkuteli tarafında gerçekleştirdiğim bir faaliyette başladı yağmur yağmaya. Üstümü başımı yağmura hazırlarken ayaklarımın ıslanabileceğini aklıma dahi getirmemiştim. Elmalı’ya bağlı Küçüksöğle köyünden yürümeye başlayarak Kızlar Sivrisi eteğinde 1900 küsür metrede bulunan Todosk dağ evine kadar panço sayesinde ıslanmadan geç bir saatte vardım. Fırtına, yağmur derken ayakların durumunu ancak dağ evine varınca, yatmak için tuluma girmeden önce ayakkabıları çıkardığımda farkına vardım. Çorapları sıksanız yarım bardağı dolduracak miktarda su vardı ayaklarımda. Bu durum moralimi oldukça bozmuştu. Ertesi gün erken bir saatte hızlıca dağa çıkıp inecektim. Islak ayaklarla bunu yapmak istemiyordum.

Ertesi sabah botların içi halen nemliydi, fakat şansıma mı şanssızlığıma mı diyeyim, dışarıda berbat bir hava vardı. Dağ evinin çatısı uçmak üzereydi. Hava geri dönüşü dahi mümkün kılmayacak kadar yağmur ve fırtınalıydı. En azından kuru kaldığım dağ evinde bir gün daha beklemeye karar verdim. Ayakkabıları kurutabilecek vaktim vardı artık. Ertesi sabah saat 10 gibi rüzgar ve yağmur bir miktar hafifledi. Ya zirveye varacak, yada o kadar yolu boşuna tepmiş olarak geri dönmüş olacaktım. Çantada ne kadar gereksiz, beni yavaşlatacak eşya varsa dağ evinde bırakıp, tamamen kuruyan Boreal Cayenne’i giyerek hızlıca tırmanmaya başladım. Çıkışta yer yer çok sert yağmur yağmasına, devamlı esen sert rüzgara ve çarşak denen belanın had safhada olmasına rağmen Kızlar Sivrisi zirvesine güç bela varabildim. Çıkışta ve inişte ayakkabı hiç sorun yaratmadı diyebilirim. Dağ evine döndüğümde ayaklarım maalesef tekrar sırılsıklam ıslaktı. O evin içinde neredeyse 40 saat geçirdikten sonra içinde yarım saat daha durmak istemediğimden, yağmur fırtına şimşek demeden başladım Küçüksöğle’ye alçalmaya.

Bu maceraya kadar mis kokan ayakkabı, artık her kullandıktan sonra içinde fare leşi varmışcasına iğrenç kokmaya başladı. Piyasanın en pahalı su geçirmezlik spreyleri de fayda etmiyordu. Sünger gibi su çekmeye başladı meret ! Su geçirmezlik spreyi bir saat bilemediniz iki saat suyun kayıp akmasına yarıyor; sonrasında sünger ıslandığında nasıl rengi değişir ayakkabının derisi başlıyordu kararmaya.. sonrası malum ayakkabının içi Niagara şelalesi.. önden, arkadan, sağdan, soldan…

Çok canım sıkılmıştı. Boşver dedim içimden. “Kuru havalarda giyerim ne de olsa rahat ayakkabı” diyerek kendimi telkin etmeye çalıştım. Faaliyetlerden birinde dinlenirken gözüm ayakkabıya takıldı. Bir de ne göreyim ! Ayakkabının tabanı açılmıştı. İşaret parmağımın yarısı ayakkabının altına giriyordu. Yeter artık dedim ve aldığım mağazaya götürdüm. Ayakkabıyı alalı 6 ay olmamıştı. Arkadaşlar eksik olmasınlar ayakkabının açılan bölümüne bakacaklarına, tabanına bakıp “bunun tabanı erimiş/eskimiş bunu geri gönderirler abi” diyerek boşuna distribütör firmaya göndermemeyi tavsiye ettiler !!

Boreal Cayenne
Taban açıldı

Ben bu tip durumlarda mağazadakilerin başına ekşimeyi pek doğru bulmuyorum (bunu daha çok karşı tarafın yaklaşımı belirliyor) Samimi olsun canımı alsınlar. Sattıkları mal babalarının tarlasında üretilmiyor sonuçta. 300 liralık maldan 30 veya bilemediniz 50 lira kazanıp aile geçindiriyor, dükkan kiralarını ödüyor, bir de üstüne devlete bir sürü vergi veriyorlar.

Bu arada botun tabanını ayakkabı tamirhanesinde 1 TL’ye yapıştırdılar. Birkaç aydır bu şekilde kullanıyorum. Ayakkabı tamamen dağılana kadar açıldıkça yapıştırır kullanırım artık…

Sonuç : Biz bu tip paylaşımlar yaptıkça iyi ve kötüyü ayırabileceğiz. Boreal Cayenne yaz aylarında, kuru zamanlarda giyilebilecek rahat bir ayakkabı. Karda, yağmurda, zor parkurlarda giyildiğinde sünger gibi suyu emip kolaylıkla dağılabiliyor. Ayakkabı için kötü bir ayakkabı demiyorum. Narin yapıda bir ayakkabı iyi bir tabir olur.

Ayakkabının satıldığı web sitelerinde “Boreal DryLine sistemi ayaklarınızın her koşulda kuru ve konforlu kalmasını sağlar. DryLine sistemi; emici yapıya sahip mikrofiber doku ile Sympatex 337 Professional membranının biraraya getirilmesiyle oluşur. Bu malzeme rakipsiz su geçirmezlik, nefes alabilirlik ve dayanıklılık sağlar.” yazıyor. Arkadaşlar bir üründe bu tip antik kuntik super system, professional bilmemne gördüğünüzde “geçin bunları” hepsi “hikaye” 🙂 Bir ayakkabının su almaması için bir kere deri olmaması, dikiş olmaması gereklidir. Size kanalizasyoncu çizmesi giyin demiyoruz. Piyasada hem teri atan hem de gerçekten su geçirmeyen ayakkabılar var. Yakında onları da inceleyeceğiz.

Bunlar da ilginizi çekebilir

7
Kimler Neler Demiş?

  Yorum bildirimi al  
Bildir
Eyüp Akdoğan

Bakış açısından sadece Siyah ve Beyazı tanımlayabilenlere Gökkuşağını anlatmak zor olsa da, denemek gerek! Dünya ve hayat, her zaman renk dolu ve etraf en azından Gri’nin tonlarını da barındırıyor.
Bu girişten sonra, konuya gelecek olursak, “Yiğidi öldür, hakkını yeme” özdeyişinden hareketle, bir yanlış anlamayı irdelemek suretiyle, kendi açımdan müsterih olmayı hedefledim:
Boreal Cayenne hakkındaki analiz en objektif bir perspektif’e sahip. Ancak, bundan
yapılan çıkarım’lar sadece Siyah-Beyaz üzerine kurulu ve en azından Gri’nin tonları haksızlığa uğramış durumda; yani bot sadece “kötü”den ibaret değil.
Bu botla ilk tırmanışımın sonunda, başıma gelenleri daha iyi anlayabilmek amacıyla yaptığım araştırmalar neticesinde, buradaki inceleme’ye rastlayınca her şey aydınlandı. Bot, her adımda nefes alıp, veriyordu…
2012’de, önceden plânlandığı için erteleyemediğimiz ve yoğun bulutlarla kaplı bir havada gerçekleştirdiğimiz Krater Gölleri’ne tırmanışın ortalarında yağmur başlamıştı. (Gümüşhane-Abdalmusa Tepeye tırmanış: 2100 rakımdan 7 km yürüyüşle
3330 rakım’a ulaşmak).
Başlangıçta, hem mont hem de botlar yağmurdan etkilenmiyordu. İlk gölden sonraki güzergâhta, nispeten uzun otlar ve bu otlar arasında gizlenmiş su dolu küçük çukurlara,
ister-istemez bata çıka, nihayet ortalardaki göl kenarında mola verdik.
Önce sırt çantamdan kuru çoraplarımı, sonra da botlarımı çıkardım; netice itibariyle kuru çoraplarımı tekrar sırt çantama koymak zorunda kaldım!
Yukarıdaki inceleme makalesinde yer alanlardan tek farklı gelişen husus, benim botların henüz yırtılmamış veya sökülmemiş olmasıdır, diğer hususlar ayniyle yaşanmıştır.

Ama şu da olmuştur: Takibeden her yıl, aynı mıntıkaya, değişik ve daha zor güzergâhlardan tırmanışlarımda hep bu botları giydim. Yoğun yağmur ve sulak arazi olmadığı takdirde bu botlar için olumsuz bir tanımlama yapmak mümkün değil. Tam aksine, oynak taşlı ve engebeli zeminlerdeki topuk desteği ve zemin tutuşu ve en önemlisi, gün boyunca, ayaklarımı, sanki bulutlar üzerinde geziniyormuşum hissini veren rahatlatıcı kavrayışını halen sürdürüyorlar. 64 yaşında ve 7 yıl önce kalp ameliyatı olmuş biri için bu işlevlerini, rakipsiz(!) olarak sürdürecek gibiler.

Ahmet Aksu

aynı olay kayland marka botta da benim başıma geldi. Sol teki sapasağlam olmasına rağmen sağ tekinin altı darma dağın oldu. Bu tarz malzemede beyaz eşya da olduğu gibi şans gerekiyor.

Serkan Eren

Teşekkür ederim Çağatay Bey, Husky Marka uyku tulumu mükemmel önerinizden sonra sizin tavsiye edeceğiniz bir ayakkabı almak isterim açıkcası.. Çok detaylı bilgi paylaşıyorsunuz hepsini tek tek okuyorum çok teşekkür ederiz..