Boreal Cayenne Bot incelemesi

Boreal ile ilk tanışmam 2000 yılında Beşiktaş’ta bulunan Adrenalin mağazasından satın aldığım bir çift trekking botu ile oldu. Bu botu 11 sene boyunca giydim. Yürüyüşlerde kullanmanın yanı sıra, günlük hayatta da ayağımdaydı. Tabanı erimiş olsa da, derisi halen mükemmel durumda.

Geçen yaz başı baktım olacak gibi değil, yeni iki çift bot satın almaya karar verdim. Boreal’den o denli memnun kalmıştım ki, başka markaların modellerine bakmadım bile.

Boreal Botlar
En soldaki 11 yıllık Boreal ayakkabım, ortada Bulnes, sağda Cayenne

İki farklı ayakkabı ihtiyacım vardı. İlki günübirlik faaliyetlerde kullanabileceğim hafif, su geçirmeyen, iyi soluyan bir yürüyüş botu. Diğeri ise orta zorlukta, kayalık ve karlı zeminlerde tırmanışlarda kullanabileceğim, tam otomatik krampon takabileceğim sert tabanlı, su geçirmeyen, iyi soluyan bir bottu. Günlük faaliyetlerde kullanmak için Boreal’in Cayenne modeli hoşuma gitmişti. Bilekliğin altında sıcak havalarda teri dışarı daha hızlı atmaya yarayan kumaş bölümü vardı. Su geçirmediği yazıyordu. Denedim, ayaklarım ilk giydiğimde çok rahat hissettiği için satın aldım. Ağır faaliyetlerde kullanabileceğim model olarak Boreal Bulnes’i tercih ettim. Tek parça deri ile ayakkabı oldukça güven veren bir yapıya sahipti. Kolay kolay dağılmayacağını düşündüm. Taban ise oldukça kalın ve sert; aynı zamanda yarı otomatik ve tam otomatik krampon takabilmeye uygundu.  Bu botu da denedim, sert açılmamış taban yüzünden ördek gibi yürüdüm. İki hafta içinde açarım diyerek onu da satın aldım. Tabi ki bu modelde de su geçirmez olduğu yazıyordu. Boreal Bulnes hakkında hiç iyi düşüncelerim olmadığını şimdiden belirteyim.

Boreal Cayenne Trekking Yürüyüş Botu inceleme

Boreal Cayenne yaz aylarında muhteşem bir konfor sundu. Ne bir terleme, ne bir koku. Tabanı, tabanlığı (yekpare çıkarılmıyor), derisi.. herşey o kadar dengeli, o kadar uyumlu yapılmıştı ki. Boreal Cayenne’den memnun bir şekilde faaliyetlere devam edeceğimi düşünüyordum. Cayenne’i yaz boyunca hafta sonu faaliyetlerinde ve Likya yolunda iki ayrı etapta 200 km. kadar yürüyerek kullandım. Bu süre boyunca ayaklarımda bir kere bile su toplaması veya nasır olmadı.

Ekim ayında Antalya Korkuteli tarafında gerçekleştirdiğim bir faaliyette başladı yağmur yağmaya. Üstümü başımı yağmura hazırlarken ayaklarımın ıslanabileceğini aklıma dahi getirmemiştim. Elmalı’ya bağlı Küçüksöğle köyünden yürümeye başlayarak Kızlar Sivrisi eteğinde 1900 küsür metrede bulunan Todosk dağ evine kadar panço sayesinde ıslanmadan geç bir saatte vardım. Fırtına, yağmur derken ayakların durumunu ancak dağ evine varınca, yatmak için tuluma girmeden önce ayakkabıları çıkardığımda farkına vardım. Çorapları sıksanız yarım bardağı dolduracak miktarda su vardı ayaklarımda. Bu durum moralimi oldukça bozmuştu. Ertesi gün erken bir saatte hızlıca dağa çıkıp inecektim. Islak ayaklarla bunu yapmak istemiyordum.

Ertesi sabah botların içi halen nemliydi, fakat şansıma mı şanssızlığıma mı diyeyim, dışarıda berbat bir hava vardı. Dağ evinin çatısı uçmak üzereydi. Hava geri dönüşü dahi mümkün kılmayacak kadar yağmur ve fırtınalıydı. En azından kuru kaldığım dağ evinde bir gün daha beklemeye karar verdim. Ayakkabıları kurutabilecek vaktim vardı artık. Ertesi sabah saat 10 gibi rüzgar ve yağmur bir miktar hafifledi. Ya zirveye varacak, yada o kadar yolu boşuna tepmiş olarak geri dönmüş olacaktım. Çantada ne kadar gereksiz, beni yavaşlatacak eşya varsa dağ evinde bırakıp, tamamen kuruyan Boreal Cayenne’i giyerek hızlıca tırmanmaya başladım. Çıkışta yer yer çok sert yağmur yağmasına, devamlı esen sert rüzgara ve çarşak denen belanın had safhada olmasına rağmen Kızlar Sivrisi zirvesine güç bela varabildim. Çıkışta ve inişte ayakkabı hiç sorun yaratmadı diyebilirim. Dağ evine döndüğümde ayaklarım maalesef tekrar sırılsıklam ıslaktı. O evin içinde neredeyse 40 saat geçirdikten sonra içinde yarım saat daha durmak istemediğimden, yağmur fırtına şimşek demeden başladım Küçüksöğle’ye alçalmaya.

Bu maceraya kadar mis kokan ayakkabı, artık her kullandıktan sonra içinde fare leşi varmışcasına iğrenç kokmaya başladı. Piyasanın en pahalı su geçirmezlik spreyleri de fayda etmiyordu. Sünger gibi su çekmeye başladı meret ! Su geçirmezlik spreyi bir saat bilemediniz iki saat suyun kayıp akmasına yarıyor; sonrasında sünger ıslandığında nasıl rengi değişir ayakkabının derisi başlıyordu kararmaya.. sonrası malum ayakkabının içi Niagara şelalesi.. önden, arkadan, sağdan, soldan…

Çok canım sıkılmıştı. Boşver dedim içimden. “Kuru havalarda giyerim ne de olsa rahat ayakkabı” diyerek kendimi telkin etmeye çalıştım. Faaliyetlerden birinde dinlenirken gözüm ayakkabıya takıldı. Bir de ne göreyim ! Ayakkabının tabanı açılmıştı. İşaret parmağımın yarısı ayakkabının altına giriyordu. Yeter artık dedim ve aldığım mağazaya götürdüm. Ayakkabıyı alalı 6 ay olmamıştı. Arkadaşlar eksik olmasınlar ayakkabının açılan bölümüne bakacaklarına, tabanına bakıp “bunun tabanı erimiş/eskimiş bunu geri gönderirler abi” diyerek boşuna distribütör firmaya göndermemeyi tavsiye ettiler !!

Boreal Cayenne
Taban açıldı

Bu arada botun tabanını ayakkabı tamirhanesinde 1 TL’ye yapıştırdılar. Birkaç aydır bu şekilde kullanıyorum. Ayakkabı tamamen dağılana kadar açıldıkça yapıştırır kullanırım artık…

Sonuç

Boreal Cayenne kuru havalarda giyilebilecek rahat bir bot. Karda, yağmurda, zor parkurlarda giyildiğinde sünger gibi suyu emip kolaylıkla dağılabiliyor.

  • 6/10
    Malzeme Kalitesi - 6/10
  • 8/10
    Soluma - 8/10
  • 5/10
    Su geçirmezlik - 5/10
  • 5/10
    Kullanım - 5/10
  • 6/10
    Fiyat-Performans - 6/10
6/10

Özet

Çok rahat ancak narin bir bot. Kuru havalarda, nispeten düzgün etaplarda kullanırsanız verim alırsınız.


Paylaş:

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

gerçek isminizi kullanmak zorunda değilsiniz
6 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları görüntüle