Trekking Nedir?

Trekking sırt çantasıyla yürünen, genellikle önceden planlanan bir rotayı takip ederek ve konaklamalı biçimde gerçekleştirilen doğa yürüyüşleri demektir.

Günübirlik doğa yürüyüşlerini de ifade etmek için de kullanılan bu kelime sıkça “hiking” ile karıştırılır. Yazıda hiking ve trekking arasındaki farkları da araştırdım.

Trekking dağcılık ve tırmanış gibi profesyonelce yapılan bir doğa sporu değildir. Bunu neye dayanarak söylediğimi biraz daha açayım. Trekking bir spor dalı olarak kabul edilmez. Trekking müsabakaları yoktur. Tamamen zevke dayalı, ancak belli ölçülerde bilgi ve beceri gerektiren bir hobi olduğunu söyleyebilirim.

“Trekking şehir karmaşasından uzaklaşmayı, yeni yerler keşfetmeyi, yeni kültürleri tanımayı, sizinle benzer arayışlarda olan insanlarla tanışmayı, doğayla bütünleşmeyi ve vücudu dinç tutmayı sağlayan bir hobidir” diye özetlersem sanırım yanlış tanımlamış olmam.

Trekking ve hiking kavramlarını araştırdığımda tam bir görüş birliği olmadığını fark ettim. Anlamlar ülkeden ülkeye değişiyor.

ABD’de 3500 kilometrelik Appalachian Trail için “hiking trail” diyorlar. İngiltere’de uzun mesafe yürüyüş parkurlarını tanımlamak için “hike” kullanıldığı gibi, yapılan eylem de “hiking” olarak adlandırılıyor. İngiltere’de yaşayan İngilizlere sorup, trekking kelimesini birkaç istisna dışında kullanmadıklarını öğrendim.  (Bu istisnalar Antartika, Himalayalar, Patagonya gibi ekspedisyonlar)

Üşenmeyip Kuzey Amerika’daki doğaseverlere de sordum. Her iki terimi de kullanmayıp, kamplı uzun mesafe yürüyüşlerini “backpacking” olarak adlandırmayı tercih ettiklerini söylediler.

Ancak Avrupa’da “backpacking” genellikle sırt çantasına malzemeleri doldurup çıkılan, Inter Rail gibi şehir gezilerini ifade etmek için kullanılıyor.

İster uzun mesafe, isterse günübirlik olsun; doğa yürüyüşlerine Avustralya’da “bushwalking”, Yeni Zelanda’da “tramping” diyorlar.

“Doğa yürüyüşü” kelimesi yerine bunun İngilizce karşılığını kullanmak hoşunuza gidiyorsa, hangisini telaffuz etmekten hoşlanıyorsanız kullanın gitsin. Kural dayatmanın mantığı yok. İngiliz’den daha mı iyi bileceğiz?

Herkes Trekking yapabilir mi?

Trekking için bence tek şart doğayı sevmektir. Doğayı seven herkes, isterse bedensel engelli olsun, (ülkemizde ve dünyada bir çok örneği var) trekking yapabilir. Bu konuda bir çok başarı hikayesi vardır. Örneğin, Eric Weihenmayer isimli görme engelli dağcı 2001 yılında Everest zirvesine başarıyla tırmanmıştır.

Erik Weihenmayer
Erik Weihenmayer (ortada)

Söylediklerimden bu işi hafife aldığım anlamını çıkarmayın. Öyle parkurlar vardır ki; yalnızca doğa yürüyüşü yapmış olmaz; kıyısından köşesinden dağcılık ve tırmanış, hatta hayatta kalma becerilerine de ihtiyaç duyarız. Yani yapılacak işin zorluğunu mevsim ve parkur koşulları belirler.

Türkiye’de Trekking Parkurları var mı?

Bu konuda çok şanslı ülkelerden birinde yaşıyoruz. Anadolu bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış, çok özel bir coğrafya. Bu medeniyetlerde şehirler arası ulaşım ve ticaret genellikle yürüyerek sağlandığından, ülkemizin geneli doğal bir parkur ağı ile örülüdür.

Gelidonya Feneri
Likya yolu üzerindeki Gelidonya Feneri

Binlerce yıl sürmüş ve genlerimize işlemiş göçebeliğe tezat; ne üzücüdür ki, bu yolları keşfedip tanıtmak genellikle yabancıların insafına kalmıştır. Kendileri lütfen alınmasınlar. Bu bir öz eleştiri.

Türkiye’deki başlıca uzun mesafe yürüyüş parkurları-kültür rotaları şunlardır

bunların dışında siz kendiniz de hedefler koyarak, araştırma yapıp çeşitli rotalar belirleyebilir, yürüyeceğiniz parkuru dağcılıkla da harmanlayabilirsiniz.

Kaz dağları trekking
Kaz dağlarında 1600 metrede yetişen nane bitkisi. Tek bir yaprağını ağzınıza attığınızda 1 kutu naneli şeker yemiş gibi, aroması ağızda patlıyor. Bu güzelliğe tanık olmanın tek yolu trekking.

Bunlardan yürümekten çok zevk aldığım üç tanesini sizlerle paylaşayım.

Kaz Dağları yürüyüşü

2 gece çadırda konaklamalı olmak üzere toplam 3 gün süren, günübirlikçi turistlerden uzak, orta zorlukta harika bir yürüyüştü.

Aladağlar yürüyüşü

Tek başıma gerçekleştirdiğim, “adeta başka bir gezegende hissettiren” izole bir atmosferde geçen, 3 gece çadırda konakladığım, tadı damağımda kalan bir yürüyüştü.

Uludağ yürüyüşü

Bursa şehir merkezinden yürüyerek Sarıalan’a vardığım, ardından Çobankaya ve Uludağ zirveye uğrayıp Orhaneli istikametine alçaldığım çok güzel bir deneyimdi.

Trekking yapmak için hangi malzemelere ihtiyaç duyarız?

Sırt çantalı ve çadırda konaklamalı doğa yürüyüşü için mevsim şartlarına uygun kıyafetlere, ayakkabı veya botlara, bir de temel kamp malzemelerine ihtiyaç duyarız. Bunlar

  • Sırt çantası
  • Çadır, tarp veya bivak
  • Kamp matı
  • Uyku tulumu
  • Kamp mutfağı malzemeleri
  • Yardımcı malzemeler

olarak sıralanabilir. Ancak trekking bunlar olmadan yapılamaz diye bir kural yoktur. Ülkemizde, örneğin Likya yolunda pek çok parkurda 15-20 kilometre arayla konaklama yapabileceğiniz bungalow, köy evi, pansiyon gibi işletmeler bulunur. Bu durumda sadece temel ihtiyaçlarınızı yanınıza alacağınız çok hafif bir sırt çantasıyla, kamp malzemesi taşımadan da trekking yapabilirsiniz. Ayrıca tur hizmeti veren bir çok firma araçlarıyla sırt çantalarınızı taşıyıp varacağınız noktaya ulaştırmaktadır.

Trekking yapacaklara malzeme tavsiyeleri

Doğa yürüyüşü yapacaksanız her malzemenin en iyisine sahip olmanıza gerek yok. Ancak aralarında bazıları var ki; bütçenizin olanak tanıdığı ölçüde, mümkün mertebe iyilerini satın alırsanız yürüyüşlerden daha çok keyif alacağınızı söyleyebilirim.

GPS cihazı

Sırt çantalı uzun mesafe yürüyüşü yapacaksanız el tipi GPS cihazı taşımanızı şiddetle tavsiye ederim. Yukarıda sıraladığım 3 parkurun tamamını Google Earth yazılımında elle rota çizerek, bu rotaları GPS cihazına aktarıp yürüdüm. GPS cihazı sayesinde bireysel, yani özgür biçimde hareket edebiliyorum. Sayesinde kaybolmadığım gibi, ihtiyaç halinde rotanın dışına çıkıp yerleşim yerlerine yönelebiliyorum.

Ayakkabı, bot ve çorap

Ayakkabı ve bot seçiminde lütfen bonkör davranın. Unutmayın ki ayaklar kilometrelerce süren yürüyüşlerin cefasını en çok çeken uzuvlarımız. Doğru seçilmiş ayakkabı ve botlarla yürüyüşten daha çok keyif alacak, su toplaması gibi yaralanmaların oluşmasını engellemiş olacaksınız.

“Tek bir çift bot alayım, her koşulda idare etsin” yanlış bir düşünce. Yerine, mevsimine göre ayakkabı ve bot arasında bir tercih yapmak en doğrusu.

“En iyi botu” aldınız fakat ayaklarınız sürekli su topluyor, bir türlü ısınmıyor mu? Çoraplar, ayakkabı ve bot seçimi kadar önemli bir konudur. Kesinlikle pamuk çorap kullanmıyorsunuz. Pamuklu çoraplar ter buharını biriktirip ayaklarınızın ıslanmasına -böylece ısı kaybedip üşümenize ve ıslak cildin yumuşayıp su toplaması gibi yaralanmalar oluşmasına neden oluyor. Doğru çorap seçimi yaptığınızdan emin olun.

Yürüyüş batonları

Uzun mesafe yürüyecek, bu işe gönül verecekseniz, yürüyüş batonu kullanmayı mutlaka alışkanlık haline getirin. Yürüyüş batonları eklemlerinizdeki baskıyı azaltacak, daha randımanlı yürümenizi sağlayacak, ayrıca zor etaplarda dengeyi sağlamanıza yarayacaktır.

Giyim

Burada detaylarına girmeyeceğim. Ancak dağcılıkta 3 katman giyim sisteminin doğa yürüyüşlerinde de geçerli olduğunu söyleyebilirim. Çoraplarda olduğu gibi, giysilerimizde de asla pamuklu kıyafetler kullanmıyoruz. Pamuk teri tuttuğu için geç kuruyor, ıslakken daha çok ısı kaybetmenize yol açıp, özellikle dağ koşullarında hipotermi gibi hastalıklara neden oluyor.

Yeni başlayanlara öneriler

Doğa yürüyüşlerine yeni başlayacaksanız, günübirlik doğa yürüyüşü yapan gruplarla yürüyüp deneyim kazanmanızı öneririm.

Bu sayede malzeme konusunda fikir alışverişi yapacak, satın aldığınız malzemeleri uzun yola çıkmadan önce kısa mesafelerde deneme imkanı bulacak, vücudunuzu bu disipline alıştırma imkanına sahip olacaksınız.

Ancak bazı gruplar var, olay sportif amaçtan çıkmış, tamamen sosyal (tanışma-kaynaşma-yiyelim-içelim) bir etkinlik halini almış. “O da bir tercih” deyip saygı duyuyor, fakat uzak duruyoruz 🙂

Bu işi kar amacı gözetmeksizin ciddi biçimde yapan gruplara yönelmenizi öneririm. Aralarında Türkiye Dağcılık Federasyonuna bağlı olanları seçmeye özen gösterirseniz, günübirlik doğa yürüyüşü yapmanın yanı sıra, bünyelerinde dağcılık ve tırmanış eğitimleri aldıktan sonra yaz-kış dağ tırmanışlarına katılmanıza da olanak tanıyorlar.

Asya Dağcılık İstanbul’da faaliyet gösteren, aktif olarak doğa yürüyüşü, tırmanış ve eğitim faaliyetleri olan bir topluluk. Başında deneyimli isimler bulunan bu kulüple https://www.facebook.com/asyadagcilik/ adresinden iletişim kurabilirsiniz.

Doğada deneyimlerinizi arttırdıktan sonra tercih sizin. Yürüyüşleri ister grupla, isterseniz solo (bireysel) olarak yapabilirsiniz.

Solo, arkadaş arası, grup halinde ve ticari yürüyüşler

Doğada kendinizi idame ettirecek deneyimi kazandıktan sonra, bireysel (solo) veya ufak bir arkadaş grubuyla da uzun mesafeler yürüyebilirsiniz. Ayrıca dağcılık kulüpleri ve ticari turlar da yürüyüş faaliyetleri düzenliyor.

Dilim döndüğünce, yaşadığım tecrübeleri de katarak her biri hakkında fikirlerimi kısaca belirteyim. Amacım sizin vereceğiniz kararları etkilemek değil. Sadece düşüncelerimi paylaşıyorum. Her fikir gibi, benim paylaştıklarım da kesinlik arz etmemektedir.

Tek başına bireysel (solo) yürüyüşler

Yürüyeceğim rotayı önceden planlayıp, gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra doğada yalnız başıma yürümek tarif edilemez keyif verici bir olay. Rota planlarken yalnız başına olmanın getirdiği riskleri düşünerek hareket ediyorum.

Arkadaş arası yürüyüşler

2-3 kişiden oluşan, birbirini tanıyan arkadaşların kendi aralarında yürüyüş etkinlikleri gerçekleştirmesi gerçekten çok keyifli oluyor. Ancak dikkat! huyunu suyunu bilmediğiniz, veya yalnızca şehir ortamında tanıdıklarınız doğada hiç de çekilmez, bütün faaliyeti berbat eden aksi insanlara dönüşebiliyorlar.

Birlikte faaliyet yapacağınız kişileri özenle seçin. Beraber yürüyeceğiniz kişiler soğukkanlı olmalı, ancak fazla da cesur olmamalı. Yürüyüş temposu ne çok hızlı, ne de çok yavaş olmalı. Bu yüzden grubun sayısı ne kadar düşük tutarsanız, faaliyetin hafızanızda ” unutulmaz bir anı olarak” kalma olasılığı artacaktır.

Grup halinde (örneğin kulüplerle) yürüyüşler

Günübirlik yürüyüşlerde “evet”, fakat uzun mesafelerde gruplardan genellikle uzak durmayı tercih ediyorum. Tanımadıkları insanların sorumluluğunu alıyorlar ve haklı olarak daha dikkatli olmaları gerekiyor. Ancak bu durum onları çok fazla korumacı ve kontrolcü yapıyor. Ne zaman ve nerede tuvalet yapacağınızdan, nasıl adım atacağınıza kadar karışıyorlar.

Benim doğada bulunma amacım keşfetmek, deşarj olup rahatlamak olduğu için, ne zaman gruplarla yürüsem gittiğime pişman olarak mutsuz oluyorum.

Ticari yürüyüşler (örneğin turlar)

Türkiye Dağcılık Federasyonuna bağlı yurt genelinde 300’ün üzerinde dağcılık kulübü varken, yürüyüş için para harcamayı benim aklım almıyor. Kimseyi ekmeğinden etmek istemem. Ancak doğanın en azından biz yerli gezginler için ticarileşmesine karşıyım. Bir şey ticarileştiği zaman devlet bu işe el atar ve her şeyi bombok eder.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir

4
Kim Ne Demiş?

doğan

Kaz Dağları yürüyüşü parkurunda içme suyu durumu nedir acaba?

Muzaffer muzo

Trekking kelimesine dilimiz alışmış ancak hiking kullanmaya başladılar son zamanlarda işte onu bir türlü sevemedim :)))

Öğretmen

trekking yapmaya uzunca bir süre ara vermiştim. bu sene ilkbahar aylarında tekrar başlamayı düşünüyorum. sitede yar alan bilgiler sayesinde motive olduğumu söyleyebilirim. teşekkürler.