Dağcılara ve Yürüyüşçülere Yönelik Yeni Tehdit: Terör

Terör çirkin yüzünü ilk kez dağlardaki doğaseverlere gösterdi

Hayat dolu iki genç kadın Fas’ın güneybatısında yer alan İmlil köyünden Afrika kıtasının üçüncü yüksek zirvesi Toubkal’a (4167 mt.) doğru yürüyüşe başladılar. Dağın eteğinde yer alan, turizm sezonunda binlerce doğaseveri ağırlayan taş evlerin ve barınakların bulunduğu “Refuge Les Mouflons” adlı bölgede kamp kuran kadınlar ölümün en kötüsüyle tanıştılar.

0

Danimarkalı Louisa Vesterager Jespersen (24) ve Norveçli Maren Ualand (28) Norveç’te aynı bölümde açık hava etkinlikleri ve rehberlik okuyan iki arkadaştı. Sırt çantalarını alıp gezmek için bir aylığına Fas’a giden iki arkadaş ilk olarak Marakeş’te ucuz bir hostelde konakladı. Marakeş’te birkaç gün geçiren ikili, Atlas sıradağlarındaki en popüler tırmanış noktası olan Toubkal’e çıkmak için geçtiğimiz hafta sonu İmlil köyüne doğru hareket etti. 

İmlil Fas Marakeş
İmlil Marakeş’in 90 kilometre güneyinde yer alan ufak bir dağ köyü

Bölge polisinin bildirdiğine göre, büyük olasılıkla kendilerini Marakeş’te takip etmeye başlayan ışid sempatizanı 3 terörist tarafından, çadırlarında uyurken sabaha karşı saldırıya uğrayan genç kadınlar feci şekilde hayatlarını kaybetti. 

Bu acı olay, doğaseverlerin doğrudan hedef alındığı, arazide gerçekleştirilen ilk terör vakasıdır. 

Kurbanlarına yakın mesafede kamp kuran teröristler sabah 3 sıralarında harekete geçti. Maren Ualand’ı çadırda boğazını keserek öldüren teröristler, çadırın dışına çıkardıkları Louisa Jespersen’in kafasını kesip, bu canice olayı cep telefonlarıyla kayıt edip paylaştı

Tunç Fındık Refuge Les Mouflons
Tunç Fındık da geçtiğimiz Mart ayında olayın yaşandığı yerdeydi.

Olay tam olarak Tunç Fındık’ın Toubkal tırmanışı için gittiğinde geçtiği (konakladığını tahmin ediyorum) , bir nevi dağı tırmanmadan önceki son kamp alanı olan Refuge Les Mouflons yakınlarında gerçekleşti. Turizm sezonunda birçok dağcının taş evlerde ve çadırlarda konakladığı bu bölge, kış başlangıcında oldukça tenha.

Refuge Les Mouflons
Olayın gerçekleştiği, İmlil köyüne 12 kilometre mesafede yer alan Refuge Les Mouflons kamp alanına yakın bir nokta. Olay tam olarak sağdaki beyaz pencerenin önünde yaşandı. Duvardaki kan izleri görülebiliyor.

Katillere, aralarından birinin bölgede düşürdüğü kimliği sayesinde çok kısa sürede ulaşıldı. Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınırken, bir kişi de aranıyor. Katillerin tümü Fas vatandaşı olan ışid sempatizanları. 

fas katliamı
Katliamın failleri olay yerinde düşürdükleri kimlik sayesinde yakalandı.

Vahşi olayın haber detayları bunlar. Yukarıda bahsedilen videoyu defalarca izledim ve beni derinden etkiledi. 

Bu olay diğer terör olaylarından daha mı üzücü?

Hayır. İster güvenlik güçlerine, isterse sivillere yönelik gerçekleşsin; terör olaylarını ayrı değerlendirip, bazılarını sempatik kılacak hiçbir tarafları yok. Terör dünyadaki en aşağılık mücadele şekli. Bazen kundaktaki bebeği, bazen de bu olaydaki gibi savunmasız, fakat kendilerinden daha cesaretli iki kadını hedef alabiliyor. Terör olaylarının ortak özelliği sinsice, kalleşçe gerçekleştirilmeleri.

Doğada tek başına olmak güvenli mi?

Youtube’a hasbelkader birkaç video yükledim. Soruyorlar “doğada yalnız korkmuyor musun” diye. “Sadece insandan korkuyorum” diyerek cevaplıyorum. Özellikle çadırın içinde, uyku esnasında o kadar savunmasız oluyor ki insan. Çadırıma ayı da, kurt da geldi. Her iki hayvanı da çadıra getiren tek motivasyon “meraklarıydı”. Çadırın dışında turluyor, burunlarıyla çadırı dürtüp kokluyor; böylece çadırın içinde ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Bu esnada uyanıyorsunuz ve ne yapabileceğinizi değerlendirebilecek kadar süreniz oluyor. Doğa bile centilmence davranıp, size kendinizi savunacak, olayı kavrayacak kadar süre tanıyor. Oysa terör öyle mi? Terör insanı hep gafil, savunmasız bir haldeyken avlayacak fırsatı kolluyor.

Internet’te arayıp da bulmanın zor olmadığı, yukarıdaki olayla ilgili malum videoyu ben de izledim. Beni en çok katliam gerçekleştirilirken çadırın dış tentesinin rüzgarda savrulduğu an etkiledi. Aralık ayının ortasında 3000 metrede kamp kurmuşsun. Dışarıda insanın ciğerini yakan bir soğuk var. Kıvrılmış tulumunda uyuyorsun. Saniyeler içinde dünyan değişiyor. Çadırın tentesini savuran soğuk rüzgarı hissettim. 

Çadırın içindeyken dışarıyı gözetleme şansınız yok. Ses dinlemeye kalkarsanız paranoyak olacağınızdan şüpheniz olmasın. Zira tıkırtı, hışırtı ve hatta ayak sesine benzeyen birçok ses duymanız kaçınılmaz. En ufak rüzgarda çadırın dış tentesi hareket etmeye başlıyor. Kamp alanınıza birçok hayvan gelip gidiyor. Meydana gelebilecek olumsuz olayları zihninizden silip kendinizi teslim etmekten başka çareniz yok. 

Doğada bulunmanın çeşitli riskleri var. Bunların tümünü bilgi, beceri ve doğru ekipmanla yönetebiliriz. Bugüne kadar “insan faktörü” doğada bir risk olarak değerlendirilmiyordu. Ancak yaşanan bu olay kuralları değiştirecek gibi görünüyor.

Doğada yalnız olmanın bugüne kadar tasavvur ettiğim tek dezavantajı, kaza durumunda yardım çağıramayacak bir durumda kalmaktı. 24 yaşındaki Danimarkalı genç kızın katledildiği görüntüleri izledikten sonra “insan faktörünün” gözardı edilmemesi gerektiğini öğrendim.

Genç kadınların hataları neler?

Yabancı medyadan öğrendiğim kadarıyla, genç kadınların aileleri Fas’a gitmemeleri konusunda ikna etmeye çalışmış. Ayrıca Marakeş’te konakladıkları hosteldeki görevli dağa yerel bir rehberle çıkmaları konusunda uyarmış. 

Fas onlarca terör örgütünün cirit attığı bir kuzey Afrika ülkesi. Bu tip ülkelerdeki terör örgütleri batılıları kaçırmak, çoğu zaman öldürmek için fırsat kolluyor. Üstelik turistlerin çekildiği, bölgenin ıssızlığa büründüğü kış aylarını tercih etmek “bile bile lades” olmuş. Feministler belki bana kızacaklar; batılı iki kadının yalnız başlarına, ıssız bir coğrafyada bu mevsimde bulunmalarını “güvenlik açısından” doğru bulmuyorum.

Batılılar kadın değil de erkek olsalardı sonuç değişir miydi? İşin içinde cinsel saldırı da olduğu söyleniyor. Saldırının motivasyonu tecavüz müydü yoksa “ses getirecek bir eylem” gerçekleştirmek miydi, bunlar netleşmeden yorum yapmak mümkün değil. 

Bugüne kadar dağlarda keyif için dolaşanlara karşı işlenen, adi suç içerikli hiçbir vaka duymadım. Belki de kadınlar da benim gibi; insanlardan uzaklaştıkça suçlulardan da uzak kalacaklarını düşündüler. 

Özet olarak, kadınların yabancılara yönelik terör eylemi uyarılarını ciddiye almadıklarını düşünüyorum. Ceplerinde dünyanın tüm ülkelerine vizesiz seyahat edebilecekleri pasaportları varken, ıssız ve riskli bir bölge tercih etmiş olmaları insanlara fazla güvendiklerini gösteriyor. 

Yukarıdaki habere benzer bir olay 2014 yılında Cezayir’de yaşandı. Cezayir’in Kabiliye bölgesinde tek başına kültür gezisine çıkan Fransız Herve Gourdel isimli turist, ışid tarafından kaçırılıp rehin tutulmuştu. Gourdel kafası kesilerek öldürüldü. 

Kamp yerinde güvenlik nasıl sağlanır?

Kasım ayında, Saint Paul yolunun Isparta Yalvaç’tan başlayıp Adada Antik kentine kadar olan yaklaşık 160 kilometrelik bölümünü tek başıma yürüdüm. Yürüyüşün ikinci gününün sonundaki kamp alanı göl kenarındaydı. Kamp alanına içki içmek için arabalarıyla gelen giden olacağını düşünerek, kampı bölgede arabayla ulaşılmayan, hatta yürüyerek dahi ulaşmanın zor sayılabileceği hakim bir tepede kurdum. Tüm gün yürüdükten sonra o kadar yorgundum ki; 5 dakikada çadırı kurmak yerine, yarım saat daha yürüyüp tepe bir yerde çadırı kurup huzur içinde vukuatsız bir gece geçirdim. Gece boyunca sahile 15 kadar araba geldi gitti. Yüksek sesle müzik dinleyip içki içip bağırıp çağırdılar. 

Aşağıtırtar sahil
Yoldan ve sahilden görünmeyen tepeyi kamp yeri seçtim.

Buna proaktif koruma deniyor. Basitçe ifade etmek gerekirse; riskleri önceden değerlendirip buna göre önlem alıyorsunuz. Yanınızda silah taşımak, sayıca kalabalık halde faaliyet yapmak ise aktif koruma.

Tekrar yukarıdaki vahşi olaya dönecek olursak, kadınlar kamp yerine yaklaşırken kafa lambalarını kapatabilirlerdi. Taş evlerin hemen yanı yerine, buradan birkaç yüz metre uzakta yüksek bir noktaya gidip, kamp kurmadan önce bir süreliğine gelen gideni gözleyebilirlerdi. Bu tip tırmanışlarda ana kamp olarak kullanılan yerler bellidir. Yani kurbanlar İmlil köyünden yola çıktıklarında, katillerin onları takip etmelerine bile gerek yoktu.

Eğer güvenlik açısından riskli bir bölgede, ortalık tenhayken kamp kuracaksanız, patikadan çıkmanızı, kampçıların sürekli tercih ettiği noktalarda değil; daha yukarılarda ve mümkünse mutlak karartma yaparak kamp kurmanızı öneririm.

Bu tip önlemler mutlak koruma sağlar mı? Hayır. Ancak hayatta kalma şansını arttıracağını düşünüyorum. En doğrusu gittiğiniz bölgedeki doğal koşulların yanı sıra insan faktörünü de araştırmak. Risklere bağlı olarak faaliyete daha kalabalık veya yoğun sezonda katılmayı değerlendirmelisiniz. 

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kim Ne Demiş?