Glifosat Yabani Ot Sökücü Nedir?

Glifosat, etkili bir herbisit, yani yabani ot öldürücü olarak çalışan kimyasal bir bileşiktir. 2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre, dünyada en yaygın kullanılan herbisit kimyasalıdır. Glifosat, tarım arazilerinden ev ve apartmanların arka bahçelere kadar, istenmeyen yabani bitkilerin olduğu her yere kullanılmaktadır.

Glifosat, dünyada en çok kullanılan tarım kimyasalıdır. Çiftçiler, istenmeyen bitkilerden kurtulmak için glifosata dirençli mahsullere bu kimyasalı püskürtür. Bu kimyasal aynı zamanda, ABD gibi ülkelerde milyarlarca dolarlık kanser davalarının sanığı konumundadır.

Glifosatı kim icat etti?

İsviçreli bir kimyager olan Henri Martin, 1950’de yeni ilaçlar geliştirmeye çalışırken glifosatı ilk sentezleyen bilim adamı oldu. Ancak kimyasal medikal alanda pek fazla ticari başarı getirmedi.

Yirmi yıl sonra, tarım kimyası şirketi Monsanto’da kimyager olan John E. Franz, glifosata benzer kimyasalların bitkiler için biraz zararlı olduğunu keşfettikten sonra bağımsız olarak glifosat sentezledi. Franz, glifosatın oldukça etkili bir bitki öldürücü olduğunu keşfetti. Monsanto kimyasalın derhal patentini aldı ve glifosat kimyasalını 1974 yılında Roundup ticari adıyla satmaya başladı.

Roundup Star Glifosat
Yerli Roundup Star Glifosat

Monsanto 1996’da “Roundup-hazır” tohum ve fidanları satmaya başladığında Roundup popülerlik kazandı. Soya fasulyesi ve mısırdan oluşan bu bitkiler, Roundup püskürtülerek hayatta kalmak için genetik olarak değiştirildi . Environmental Sciences Europe’da yayınlanan 2016 araştırmasına göre, 1995 ile 2014 arasında küresel glifosat kullanımı 12 kat arttı.

Monsanto’nun glifosat üzerindeki patenti 2000 yılında sona erdi ve bu da ürünü diğer şirketlerin satması için uygun hale getirdi. Bugün piyasada yüzlerce glifosat herbisit bulunmaktadır.

Glifosat ne için kullanılır ne nasıl çalışır?

Glifosat en çok tarım sektöründe kullanılır. Çiftçiler, tarladaki rekolteyi düşüren yabani otları öldürmek için en pratik yöntem olan glisofat kimyasalını kullanır. Bu madde, biberlerden portakallara kadar ticari değeri olan hemen her türlü bitkinin yetiştirilmesine yardımcı olmak için bolca kullanıldı. 1974’ten bu yana, bu kimyasaldan yaklaşık 8.6 milyar kilogram püskürtüldüğü düşünülüyor.

Kimyasal bir bitkiye püskürtüldüğünde, genellikle yapraklar yoluyla bitkiye sızıyor. Oradan hücreden hücreye geçebilir ve gövdeye ve köklere yayılarak tüm bitkiye bulaşabilir.

Glifosat, glisin adı verilen bir amino asitten türetilir ve bitki hücreleri, glifosata amino asitmiş gibi reaksiyon gösterir. Bitkiler, amino asit sentezi adı verilen bir süreçle, büyümek için ihtiyaç duydukları enzimler ve proteinler gibi şeyleri oluşturmak için amino asitleri kullanır. Ancak glifosat, bitkinin amino asit sentez döngüsüne girdiğinde, her şeyi alt üst eder. Bunun nedeni, glifosatın, bitkinin gerekli proteinleri oluşturmasını engelleyen önemli bir enzim üretim yoluna müdahale etmesidir. Bitki glifosata maruz kaldıktan iki ila üç hafta sonra ölür.

Sprey şeklinde Glifosat

Glifosatın kullanımı tarımsal alanlarla sınırlı değildir. İnsanlar, konut ve park alanlarında yabani otlarla mücadele için bu kimyasala sıkça başvurur.

İnsanlar neden glifosat konusunda endişeli?

Glifosat, çiftçilerin maliyetlerini düşürmüş ve peyzajcıların istilacı bitkileri kaldırmalarına yardımcı olmuş olsa da, insanlar, bu kimyasalın faydalarının insan ve çevre sağlığına yönelik risklerden daha ağır basıp basmadığı konusunda giderek daha fazla şüphe duymaya başladılar. Son araştırmalar, kimyasalın yaban hayatı ve insanlara ek olarak, yanlış bitkilere de zarar verebileceğini göstermiştir.

Glifosat belirli bir bitkiyi hedef alsa bile, sonuçlar beklenmedik bir şekilde gelişebilir. Glifosat seçici olmayan bir herbisittir. Bu, ulaştığı her bitkiye, korumak için kullandığı bitkilere bile zarar verebileceği anlamına gelir.

Tarlada Glifosat kullanımı

Örneğin, yabani otların üzerine püskürten biri yanlışlıkla bazılarını çimenlerine doğrultabilir. Aerosol formunda püskürtülen sıvı herbisit damlacıkları bir bulut gibi havada hareket edebilir ve sonunda sürüklenme denilen bir süreçte, komşu alanlarda düşebilir.

Glifosat, yerdeki mikroorganizmalar onu yemeden ve onu karbondioksite dönüştürmeden önce aylarca toprakta kalabilir.

Glifosat, bitkilere zarar verme konusundaki eşsiz yeteneği nedeniyle satılıyor, ancak araştırmacılar, güçlü herbisitin hayvanlara da zarar verdiğini keşfetti.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde 2018 yılında yayınlanan bir araştırmada , kimyasalın bazı arıların bağırsaklarındaki mikrop topluluklarını değiştirebileceğini ve arıların enfeksiyona daha duyarlı hale gelebileceğini buldu. Bir başka saygın dergide yayınlanan araştırmada ise, glifosata maruz kalan bal arılarının daha küçük ve gelişimsel olarak daha gecikmiş larvalara sahip olduğunu gösterdi. Diğer çalışmalar, glifosata maruz kalmanın arıların uykusunu ve navigasyonunu bozabileceğini göstermiştir .

Yine de Bayer (2018’de Monsanto’yu satın alan şirket) glifosatın arılar için güvenli olduğunu iddia ediyor. İddiaları, Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı’ndan arılara bir tarlada glifosat püskürtülme şeklini simüle eden ve kimyasalın arılara zarar vermediği sonucuna varan 2015 çalışması da dahil olmak üzere sınırlı araştırmalarla destekleniyor .

Glifosat ve kanser ilişkisi

Glifosat, lenfoma adı verilen bir kanser türüyle (kan kanseri) ilişkilendirilerek oldukça uzun bir süre gündemde yer buldu. Bu konuda süreç henüz tamamlanabilmiş değil, testler ve mahkemeler devam ediyor. 2015 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hayvan çalışmalarına dayanarak bu kimyasal maddeyi “insanlar için muhtemel kanserojen” olarak nitelendirdi. Ancak EPA, ABD Ulusal Kanser Enstitüsü Dergisi’nde 2017 yılında yayınlanan tarım işçileriyle ilgili geniş bir çalışma da dahil olmak üzere çeşitli araştırmalara dayanarak, glifosatın “insan için kanserojen olma ihtimalinin” düşük olduğunu savunuyor.

Glifosat protestosu

Bağımsız araştırmacılar tarafından yayınlanan bir 2019 incelemesinde, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir grup çiftçi üzerinde glifosatın potansiyel kanserojen etkileri üzerine yapılan çeşitli çalışmalardan elde edilen verileri incelendi. İnceleme, en yüksek miktarlarda glifosat herbisite maruz kalan işçilerin kanser geliştirme riskinin % 41 daha yüksek olduğunu buldu.

Bilim adamlarının, glifosatın lenf veya başka herhangi bir kansere kesin olarak ilişkilendirilebilmesi için insan deneklerle daha fazla çalışma yürütmesi ve benzer sonuçlar alması gerekiyor. Bilim adamları, kimyasalın kansere neden olması için tam olarak nasıl tetikleyebileceği konusunda henüz bir bilgiye sahip değil. Ayrıca, risk oluşması için kimyasala ne kadar maruz kalmanın gerekli olduğunu bilmiyorlar.

WHO’ya göre, gıdaya giren glifosat miktarının kansere neden olmak için yeterli olması pek olası değil . En büyük risk altında olanlar, kimyasalı soluyabilen ve püskürtüldüğünde ciltlerinden ve gözlerinden görece büyük miktarlarda emebilen çiftçilerdir. Bazı araştırmacılar, çölyak hastalığı gibi başka hastalıkların da glifosata maruz kalmayla bağlantılı olabileceğinden şüpheleniyor, ancak bunu destekleyecek çok az kanıt var.

İnsanlar bu konuda ne yapıyor?

DSÖ’nün 2016 yılında “insanlar için muhtemel kanserojen” olarak sınıflandırmasının ardından, kan kanseri olan kişiler Monsanto’ya (Bayer’e) karşı dava açmaya başladı.

Kan kanseri olup dava açan iki kişi, 20 ve 25 milyon dolarlık tazminatla sonuçlanan iki mahkeme kazandı. Bayer, Haziran 2020’de, halihazırda açılmış veya açılması beklenen 125.000 davanın neredeyse tamamını çözüme kavuşturmak için 10 milyar dolardan fazla ödemeyi kabul etti.

Ek Kaynaklar


Paylaş:

İlginizi çekebilecek diğer yazılar: