Yılan Sokmasından Korunma, İlk Yardım ve Tedavi

Ocak ayında Antalya’nın batısına taşındığımdan bu yana, her hafta bir veya birkaç kez doğaya çıkıyorum. Havaların gitgide ısınmaya başladığı Nisan ayında tek başıma yaptığım yürüyüşte, tüm gün boyunca yılanla karşılaşma tedirginliği üzerimdeydi. Neredeyse dizime varan uzunlukta otların arasında yürürken, batonla etrafı yoklayıp hareketlilik gözledim durdum.

Hava karardıktan sonra ve yürüdüğüm patika traktör yoluna dönüştüğünde, içimdeki tedirginliği unutup başladım telefonu kurcalamaya. Yürüyüşün bitmesine 2 kilometre kala, artık bilinçaltı mı insanı uyarıyor nedir, zınk diye durdum. Henüz yetişkin sayılmayacak bir yılan yolun ortasında kıvrılmış, eğer bir adım daha atsam doğrudan hayvanı çiğneyecekmişim.

Araknafobi (örümcek fobisi) sahibi biri olmama karşın, akrep ve yılanlara karşı aynı derecede korku hissetmiyorum. Ancak İnternet’te yaptığım araştırmalar, bölgedeki köylülerin uyarıları ve yaşadığım son tecrübeden sonra, yılan ile karşılaşma riski nasıl azaltılır, ilk yardım nasıl yapılır ve hastane ortamında tedavi nasıl gerçekleşir gibi sorularıma yabancı kaynaklardan yanıt aradım.

yılanla karşılaşmak
Az kalsın eziyordum.

Yılan ısırıklarında ilk yardım konusuna girmeden önce, yılan sokmasına karşı alacağınız önlemlerden kısaca bahsetmek istiyorum. Konunun uzmanı olmadığımı hatırlatırım. Derlediğim bu bilgiler dünyanın en zehirli yılanlarının bulunduğu ülkelerdeki tıbbi kurumların yayınladığı makalelerden araştırılmıştır.

Yılan ısırmasından nasıl korunuruz?

Yılanların davranışları %100 tahmin edilebilir olmamasına karşın, basit birkaç önlem sayesinde istenmeyen karşılaşma riskini büyük ölçüde azaltabilirsiniz.

Baton kullanın

Yılanların duyu organları memelilere kıyasla oldukça farklıdır. Bizim ses olarak algıladığımız pek çok şeyi duyamasalar bile, yerdeki titreşimleri ve havadaki belli frekanstaki sesleri algılayabilirler.

yürüyüş batonu

Yürüyüş esnasında kullanacağınız bir çift baton, baton bulamamanız halinde doğadan elde edebileceğiniz uzun dal parçaları etrafa daha çok titreşim yaymanızı sağlayacak, böylece yılanlara yaklaşmakta olduğunuzu kavrayacak şans verip uzaklaşmaları için zaman kazandırmış olacaksınız.

Batonlardan faydalanabileceğiniz bir başka koşul ise, girmekten kaçınamayacağınız uzun otluk, sık çalılık ve kayalık bölgelerdir. Bu tip yılan bulunması muhtemel bölgelerde batonlar sayesinde önünüzü yoklayabilir, ellerinizi kullanmadan kendinize yol açabilirsiniz.

Çoğu ısırık vakası sürpriz karşılaşmalar ve yılanın üzerine basmak neticesinde yaşanır. Bu nedenle yılanlara yaklaşmakta olduğunuzu belli ederek onlara uzaklaşmaları için süre tanımış olacaksınız.

Baton kullanmanız durumunda, olası saldırı halinde yılan batonları hedef alabilir. Bu da sizin için ikinci bir şans demektir.

Batonlardan faydalanabileceğiniz bir başka koşul ise, girmekten kaçınamayacağınız yüksek otluk, sık çalılık ve kayalık bölgelerde baton sayesinde çevreyi yoklayabilir, yılanların bulunması olası noktalarda kontrol sağlayabilirsiniz.

Uzun otlardan, çalılık alanlardan ve kayalık bölgelerden kaçının

En sağlıklısı patikalardan ayrılmadan ilerlemektir. Bazen yürüyüş yaptığınız patikalar mevsime ve düşük ziyaretçi yoğunluğuna bağlı olarak otlarla kaplanmış olabilir. Bazı durumlarda da yolu kısaltmak gibi nedenlerden ötürü zemini net olarak göremediğiniz bölgelerden geçmek durumunda kalabilirsiniz.

otların arasındaki yılan
Zemini göremediğiniz hemen her yerde potansiyel tehdit altındasınız.

Birçok yılan türü yüksek otların ve sık çalıların altında, kayaların arasında gölgelenir, dinlenir veya av için pusuda bekler.

En iyisi yılanların aktif olduğu mevsimlerde bu gibi alanlara hiç girmemektir. Ancak başka alternatifiniz yoksa, bu tip yerlerden geçmeniz kaçınılmazsa, yavaş ve sakin adımlarla çevreyi gözetleyerek ilerlemeyi sürdürmeniz gerektiğini unutmayın. Bir üstteki başlıkta ifade önerilen baton veya uzun çubuk yardımıyla önünüzü yoklamak, zemini kontrol etmek oldukça işe yarayacaktır.

Yılanların tırmanabildiklerini unutmayın

Sincaplar kadar olmasa da, yılanlar ağaçlara ve çalılara sıkça tırmanırlar. Ben de dahil çoğu insan yılanların yer seviyesinde olacağına şartlanmış biçimde yürürüz. Oysa ki yılan ısırığına maruz kalabileceğimiz bir başka açı göz hizasıdır.

ağaçta yılan
Pek çok yılan ağaçlarda dinlenmeyi, çevreyi gözetlemeyi sever.

Bu nedenle ağaçların ve yüksek objelerin yanından geçerken havadan gelebilecek saldırılara karşı uyanık olun.

Elinizi boşluk ve çatlaklara sokarken dikkat edin

kütük içindeki yılan
İlkbahar ve yaz aylarında ateş yakmak için odun toplarken dikkatli olun.

Yılanlar karanlık ortamlarda saklanmayı severler. Boş kütükler, kütüklerin altları ve araları, delikler, oyuklar, kayadaki çatlaklar yılanların saklanabilecekleri mükemmel yerlerdir. Elinizi karanlık bir yere sokmadan önce orada yılan veya başka bir zararlı olmadığından emin olun.

Zombi yılan saldırısı

Yürürken hareketsiz, hatta kafası bedeninden ayrılmış bir yılan gördünüz. Sakın “şuna yakından bakayım” diye elinizle tutmaya, ayağınızla dürtmeye kalkmayın. Birçok türde yılan, tıbben ölü sayılsalar dahi, refleksleri saatler boyunca çalışır haldedir.

2018 yılında Teksas’ta bir adam bahçesinde karşılaştığı 120 santim uzunluğundaki çıngıraklı yılanı kürekle öldürdü. Kafasını bedeninden ayırdığı yılanı atmak için eline alan adam yılanın kafası tarafından ısırıldı. İlgili haberi buradan okuyabilirsiniz.

Siz siz olun, ölü veya ölü taklidi yapan yılanlara karşı tedbirli yaklaşın.

Kamp yerini seçerken ev sahiplerini unutmayın

Kamp yeri seçerken uzun otların arasında, kayalıkların çok yakınında, tomrukların hemen yanı başında çadır kurmamaya çalışın.

Ben de dahil birçok insan geceleri yılan, akrep ve örümceklerin bizim gibi dinlenmeye çekildiklerini düşünürüz. Oysa ki bu hayvanlar çoğunlukla geceleri aktif olurlar.

Gece tuvalet ihtiyacınız için çadırdan çıkarken, çadırda dinlenirken, kısacası gece-gündüz farketmeksizin çadırınızın fermuarlarını içinde veya dışında olsanız dahi sürekli kapalı tutun.

Çantaları yaz aylarında çadır dışında bırakmak hiç de iyi bir fikir değildir. Yılanların yanı sıra, akrep, örümcek gibi zehirli birçok canlı çantanızın içine yiyecek aramak için girebilir.

Ayakkabıları çadırın dışında bırakmayı tercih ediyorsanız, sabah giymeden önce içlerini mutlaka dikkatli biçimde kontrol edin.

çadırın altından çıkan akrep
2011 yılında Kaz dağlarında, yaklaşık 1500 metre irtifada çadırı toplarken çadırın altında geceden kalma (dikkat ederseniz kuyruğu yamuk, üstünde uyumuşum) akreple karşılaştım. Eğer dikkatli olmasaydım büyük ihtimalle tatsız bir durum meydana gelecekti.

Sabah çadırınızı toplarken, çadırı hemen topak halinde torbasına tepmeyin. Çadırı, tulumu silkeleyip kaldırın.

Kalın bot ve pantolon giyin

Çoğu yılan üzerilerine basmanız halinde diz kapağınızın altını hedef alacaktır. Kalın derili botlar bu tip sokmalara karşı etkilidir. Aynı zamanda gabardin türü kalın kumaşlı pantolon giyerek de bazı saldırıları savuşturabilirsiniz.

Türkiye’deki zehirli yılanlar

Panzehir uygulanmadığı taktirde, ortalama iki saat içinde insanın yüzde yüz ölümüne yol açan yılan türleri kara mamba olarak bilinen Dendroaspis polylepis ve coastal taipan olarak bilinen Oxyuranus scutellatus’dur. Isırık boyun veya yüz bölgesinde gerçekleşmişse kurban genellikle 20 dakika içinde hayatını kaybeder.

Neyse ki ülkemizde bu iki yılan türü yaşamadığı gibi, Hint-Pasifik bölgesi ve Amerika kıtasında yaşayan zehirli yılanlarla yarışacak denli zehirli bir tür bulunmaz.

Türkiye’deki zehirli yılanların tamamı engerekgiller familyasına ait alt türlerdir. Tek istisna Şanlıurfa ve Kilis yöresinde sayıları gitgide azalan, çöl kobrası olarak bilinen Walterinnesia morgani‘dir.

Türkiye’de yaşayan en zehirli 4 yılan türü

Bu türlerden üçü engerekgillerden, bir tanesi de Mısır kobrası ile akraba olan çöl kobrasıdır.

  • Koca engerek: Türkiye’deki en zehirli tür olarak bilinir. Düzlüklerde, taşlık ve kayalık yerlerde, antik kent kalıntılarında, bahçe ve tarlalarda sıkça görülürler. 1500 metreye kadar olan irtifalarda bulunabilirler. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ve Doğu Akdeniz’de görülürler.

  • Şeritli engerek: Dağlık alanlarda, genellikle taşlık ve kayalık olan yerlerde yaşarlar. Bazen orman içi ve antik kent kalıntılarında da görülür. 2000 metreye kadar olan irtifalarda bulunabilirler. Ülkemizin batısının (Trakya hariç) ve Akdeniz bölgesinin tamamında görülürler.
Şeritli engerek
Şeritli engerek
  • Boynuzlu/Burunlu engerek: Ülkemizde en geniş dağılıma sahip türlerdendir. Edirne’den Kars’a hemen her bölgede alt türleri bulunur. 2000 metreye kadar olan irtifalarda, hemen her türlü arazide rastlamak mümkündür.
boynuzlu engerek
Boynuzlu engerek (fotoğraf: Ahmet Taşçı)
  • Çöl kobrası: Türkiye’de Güneydoğu Anadolu’da Şanlıurfa ve Kilis’te görülür. Genellikle çölleşmiş ve kayalık alanlarda izine rastlanır. Ülkemiz sınırlarındaki tek kobra türüdür.
çöl kobrası
Çöl kobrası (fotoğraf: Yusuf Kumlutaş)

Zehirli yılanları nasıl ayırt ederiz?

Ülkemizde yaşayan zehirli yılanların en ayırt edici özellikleri kafa kısımlarıdır. Yukarıdan bakıldığında belirgin biçimde üçgen olmakla beraber, boyun kısımları daha incedir. Geniş bölümlerde zehrin üretilip depolandığı salgı bezi bulunur.

Bir diğer ayırt edici özellik gözlerdir. Zehirli türlerin göz bebekleri genellikle eliptik biçimdedir. Ülkemiz dışında yaşayan türler için bazı istisnalar bulunur.

Zehirli ve zehirsiz yılanların farkları

Ayırt etmesi bazen güç olabilen bir diğer farklılık ise, zehirsiz türlerin kuyrukları simetrik biçimde incelirken, zehirli türlerin kuyrukları genellikle aniden incelir.

Yılan sokmasında ilk yardım nasıl yapılmalıdır?

İlk yardım talimatlarını vermeden önce, ülkemizde sağlıklı bir yetişkini yarım saatte Tahtalıköy’e gönderecek bir tür yaşamadığını tekrar hatırlatmak isterim.

Isırıldığınızda hemen yapmanız gerekenler

  • Sakin olun. Paniklemeniz işleri güçleştirecektir.
  • Yılan görüş açınızdaysa tekrar saldırmayacağı bir mesafeden fotoğrafını çekin. Fotoğraf çekme imkanınız yoksa rengini, desenlerini anlamaya çalışın. Hastanede doktorlar bu bilgi ışığında panzehir vereceklerdir. Şu önemli bilgiyi paylaşmak istiyorum. Hastanelerimizde engerek yılanlarına yönelik tek tipte panzehir bulunur. Doktorun size yılanı sormaktaki amacı zehirli olup olmadığını anlamaktır. Yani yanlış panzehir alacaksınız gibi bir kaygınız olmasın.
  • Zehir doğrudan damara nüfus etmediyse (çok çok düşük bir ihtimal) zehir yavaş yayılacaktır. Isırılan bölgenin hareket ettirilmesi zehrin yayılma hızını arttırır. Bu nedenle hareketsiz kalmak, ısırılan bölgenin kalp hizasının altında tutulması zehrin yayılma hızını yavaşlatır.
  • Derhal 112’yi arayıp konumunuzu paylaşın. Cep telefonu kapsama alanı dışındaysanız, yola yakınsanız yardım çağırmaya bir başkası gitmelidir.
  • Ambulans size ulaşamıyorsa, hareket etmek mecburiyetindeyseniz, ısırılan bölgedeki kasları kullanmadan, batonların yardımıyla (ayak ve bacaklarınızdan ısırıldıysanız) sakin biçimde hareket etmeniz gereklidir.

İlk yardım

  • Isırılan bölgenin sabunla yıkanması öneriliyor. Sanırım enfeksiyon ihtimaline karşı düşünülmüş bir önlem. Bana sorarsanız olduğu gibi bırakmak en iyisi.
  • Turnike kesinlikle uygulamıyorsunuz. Ayakkabı bağı, bandana veya bir kumaş parçasıyla yaranın 10-15 santim üstünden çok hafif biçimde sıkabilirsiniz. Tekrar hatırlatıyorum, turnike gibi sıkmanız kangren gibi daha büyük sorunlara yol açmaktan başka işe yaramıyor. Bazı doktorlar hafifçe sıkmanın yeterli olacağını öneriyor.
  • Yarayı kesmeniz kesinlikle önerilmiyor. Zehir lenflerin içindeyken yarayı kesmek zehrin kana karışmasını sağlıyor. Bu yöntem ölüm veya organ iflası riskini arttırmaktan başka hiçbir işe yaramıyor.
  • Kovboy filmlerindeki gibi ısırılan yeri emmek kesinlikle önerilmiyor. Bu durum yarada enfeksiyona neden olabileceği gibi, emen kişinin de zehirlenmesine yol açabilir. Ayrıca emmeniz halinde (veya başka bir gereçle çekmek) zehrin ancak %20’sini azaltabiliyorsunuz. Bu da hiçbir işe yaramıyor. Doktorlar bu yönteme kesin bir şekilde karşı çıkıyorlar.
  • Youtube ve çeşitli internet sitelerinde onlarca değişik ilk yardım yöntemi öneriliyor. Doktorlar bu yöntemlerin tümüne karşı çıkıyor. En iyi tedavinin hastaya dokunmadan, herhangi bir müdahalede bulunmadan, hareket ettirmeden en yakın sağlık kuruluşuna en hızlı biçimde ulaştırılması olduğunu söylüyorlar.

Zurnanın zırt dediği durumlar

Tek başınıza, cep telefonu kapsama alanı dışında ve en yakın yola veya yerleşim yerine kilometrelerce uzaktaysanız, zehirli bir tür tarafından ısırılmanız halinde çok ciddi risk altındasınız demektir.

Bunu ben çok sık yapıyorum. Açıkçası bu yazıyı yazana kadar böyle bir riskle karşı karşıya kalabileceğim hiç aklıma gelmemişti.

Neler yapılabilir?

  • Yürüyeceğiniz rotayı önceden iyice çalışabilirsiniz. Yürüyeceğiniz rotada en yakın yerleşim yerlerini, karayollarını, köy içi toprak yolları haritada iyice anlayıp, cep telefonu kapsama alanlarını araştırabilirsiniz. https://www.nperf.com/en/map/TR/-/-./signal/ 
  • Mevsim farketmeksizin, yaz-kış bot ve kalın kumaşlı pantolon giyebilirsiniz.
  • En yakın yardım alabileceğiniz noktaları değerlendirirken irtifa olarak alçakta kalan yerlere öncelik verebilir, böylece daha az efor harcayarak buralara ulaşmayı deneyebilirsiniz.
  • GPS cihazı edinmeniz bu tür acil durumlarda konumunuzu paylaşmanız ve çevreyi değerlendirmeniz açısından hayat kurtarıcı olabilir.
  • Tek başınıza doğada bulunmak sizin için bir tutku halini aldıysa, amatör telsizci olarak izne tabi bir telsiz cihazı edinebilirsiniz.

Son sözler

Yılanlarla yakından uzaktan hiçbir ilgim, bilgim olmadığını üstüne basa basa hatırlatırım. Sağlık hakkındaki bilgilerim de genel kültür düzeyindedir. Yukarıdaki bilgilerin %80’ini yabancı kaynaklı gov, edu ve gov.au uzantılı alan adlarından araştırdım.

Türkçe dilinde yayın yapan, birbirinden kopyala yapıştır bilgilerin paylaşıldığı sitelerden mümkün mertebe uzak durdum. Türleri araştırırken wikipedia ve http://www.turkherptil.org gibi kaynaklardan faydalandım.

Bu yazıyı akademik düzeyde konu ile ilgilenen birine okutup, fikirlerini aldıktan sonra geliştireceğim. Hatta önümüzdeki günlerde, yaşadığım bölgedeki devlet hastanelerinin acil servislerine giderek panzehirlerle alakalı daha net bilgiler alıp son durumu paylaşacağım.

Bunlar da ilginizi çekebilir

4
Kim Ne Demiş?

Sinan Ceylan

Gerçekten rehber niteliğinde bir yazı olmuş. Ben normalde korkarım, korkmak değilse bile için bir garip olur ne zaman yılan görsem. Geçen sene Likya Yolunu yürürken, sonradan adının küçük engerek (Vipera anatolica) olduğunu öğrendiğim yılanlarla 3-4 kez karşılaştım. ancak genelde batonların sesinden kaçtıkları için istesem de çok yaklaşamamıştım (1-2 fotoğrafını çekmeyi isterdim, üstelik yanımda bu işler için 200mm lens bile taşıyordum!).

Dediğim gibi kendim de çekiniyorum ama tahrik etmedikten sonra saldıracaklarını sanmıyorum. Nihayetinde öldürüpü yiyemeyeceği bir av için zehrini israf etmek yılan için de kayıp sayılır. Her şeyin bir maliyeti var sonuçta. 🙂