Cyclocross Bisiklet Nedir?

Cyclocross (bazen CX, cyclo-X veya cross olarak da adlandırılır) bir bisiklet yarış şeklidir. Yağışlı sonbahar ve kış aylarında yapılan yarışlar, toprak ve kum içeren kısa (2,5-3,5 kilometre) parkurlardan oluşan birçok turdan meydana gelir. Bu turlarda dik tepeler ve sürücünün hızlı bir şekilde inmesini gerektiren engeller, engeli aşarken bisikleti taşıması ve yeniden tırmanması gereken zorlu, çamurdan ötürü ilerlemenin güç olduğu bölümler bulunur.

Bisiklet çeşitleri arasında özel bir ilgi duymadığım halde, çeşitli mecralarda çok sık duymaya başladığım cyclocross'u araştırdım. Benlik bir şey olmadığı kesin. Bakın bakalım siz ne düşüneceksiniz.

Cyclocross nedir?

Cyclo-cross, dağ bisikleti yarışları , arazi ve kriteryum yarışları ile paralellik gösteren, aslında geçmişi oldukça eski olan bir bisiklet yarışı türüdür.  Çok dik tırmanılan bölümler genellikle yarış mesafesinin küçük bir bölümünü oluştursa da, omuzlarında bisikletlerle çamurlu bir yokuşta mücadele eden yarışmacıların görünümü, cyclocross yarışlarının klasik görüntüsüdür.

omuzda bisiklet

Cyclocross yarışmacıları belli bir sürüş momentumu yakaladıktan sonra, bunu korumak için de mücadele ederler. Özellikle yokuş başlangıçlarında, sürücülerin bisikletten inip bisikleti omuzladığı anlarda, iyi yarışmacılar ivmelerini kaybetmeden, yani hiçbir şekilde duraksamadan inip binme işlemini gerçekleştirir. Kimi yarışmacılar hafif yokuşlarda bisiklet sürmeyi tercih ederken, kimileri de bisikleti iterek bu bölümü tamamlar.

Kum, çamur ve çimenlik etaplarda yokuş çıkmak kadar, dik yokuşları inmek de ayrı bir teknik ve tecrübe gerektirir. Bu tip inişlerde fren kullanmadan, iniş başlangıcındaki ivmeyi kararlılıkla sürdürmek ve bu esnada düşmeden ilerlemek için önceki yarışmacıların teker izleri takip edilir.

Kadın cyclocross yarışmacılar

Cyclocross'un tarihi ve Türkiye'de Cyclocross

Tarihsel olarak bakıldığında 1900'lü yılların başlarına kadar gitmek mümkün. O dönemlerde Fransa kırsalında çok az asfalt olduğu için, genellikle bisikletçiler patikaları kullanılarak yolu kısaltırmış. David Gousseau adındaki Fransız, bu işin sportif potansiyelini keşfedip antrenmanlara başlamış. Bunu duyan yol yarışçıları kışın antrenman yapmak, yarış sezonuna fit girmek için bu branşa ilgi duymaya başlayınca, Fransa, Belçika ve Hollanda başta olmak üzere, Avrupa genelinde yaygınlaşmış. 1910 yılında Tour de France'ı kazanan Octave Lapize, başarısını cyclocross antrenmanlarına atfedince, bu spor dalı patlama yapmış.

Birçok uluslararası bisiklet yarışı gibi, cyclocross da Union Cycliste Internationale tarafından düzenlenmektedir. UCI organizasyonundaki ilk cyclocross dünya şampiyonası 1950'de Paris'te yapıldı.

Cyclocross tarihi
1900'lerin başından bir kare.

Türkiye'de cyclocross'un çok yeni olduğunu söylemek mümkün. Son 10 yılda farkına varılan, henüz emekleme aşamasına dahi gelmemiş bir branş. Türkiye Bisiklet Federasyonu birkaç milli sporcuyu 2014 yılında Belçika'da düzenlenen bir yarışmaya göndermiş. (Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/bisiklette-tarihi-yaris-27572840) Türkiye'de cyclocross parkuru bulunmuyor. Ülkemizde bu dala ilgi duyan bir avuç kişi, genellikle yağışların ardından çamur kıvamına gelen orman içi toprak yollarda pedal çeviriyor.

Cyclocross Bisiklet

Cyclocross bisikletler birçok yönden yol yarış bisikletlerine benzer, ancak tipik olarak, geniş lastik kullanabilmek için kadrodaki arttırılmış lastik boşlukları, daha düşük vites oranları, güçlendirilmiş kadro, cantilever veya disk frenleri ile ayırt edilirler. Sürüş pozisyonu yarış bisikletlerine kıyasla daha diktir. Daha iyi bir çekiş için dişli lastikler ve giderek artan bir şekilde disk fren kullandıkları için dağ bisikletleriyle benzer yönleri gitgide artmaktadır. Hafif olmaları gerekir, çünkü bisikletle tırmanılmayacak kadar dik yokuşlarda yarışmacılar bisikletlerini omuzlarında taşır.

Cyclocross bisiklet lastiği
Cyclocross bisiklet lastiği

Cyclocrosslarda V-fren kullanılmaz, çünkü çamur ve kumdan oluşan etaplarda bu tip frenler her türlü pisliği toplayıp, hem ilerlemeyi güçleştirecek hem de etkin bir fren yapmayı zorlaştıracaktır. Fren ve vites kablolarının kadro içinden yürütüldüğü modeller daha çok tercih edilir, çünkü bisikleti omuzladığınızda bunlarla uğraşmak istemezsiniz.

Scott Addict CX RC Cyclocross bisiklet
Scott Addict CX RC Cyclocross bisiklet

Ülkemizde “araziye de gider” denerek, yol bisikletine alternatif olarak cyclocross bisiklet tavsiye ettiklerine pek çok kez şahit oldum. Cyclocross bisikletler uzun yol bisikleti değildir. Düşük vites oranları asfalt yolda yetersiz gelecektir. Arada sırada orman içi patikalarda, nispeten düzgün toprak yollarda bisiklet sürmek, bunu yol bisikleti geometrisine sahip bir kadroda yapmak istiyorsanız, gravel bisikletleri değerlendirmelisiniz.

Cyclocross ve Gravel Bisikletler arasındaki farklar

3500 dolar fiyat etiketine sahip Scott Addict CX RC Cyclocross modelini (doğrudan yarışa katılabilirsiniz), 3000 dolarlık Scott Addict Gravel 20 ile kıyaslayıp, aralarındaki farkların neler olduğunu inceleyelim.

Aşağıda göreceğiniz gibi kadro, maşa ve gidon boğazı her iki modelde de birebir aynı. Gidonda (dropbar) çok ufak farklar göze çarpıyor.

Cyclocross ve Gravel Bisiklet arasındaki farklar

İki bisiklet arasındaki en büyük fark aktarım sisteminde. Cyclocross modelindeki tek yapraklı aynakol ve ön arttıcı bulunmayışı hemen dikkat çekiyor. Fren disklerindeki fark, araya pislik dolmaması için yapılan ufak bir dokunuş olabilir. Tüm bunların dışında, bir de lastiklerdeki değişiklik göze çarpıyor.

Daha safkan cyclocross bisikletleri var mıdır, bilmiyorum. Belki butik üretim yapan Avrupa menşeli firmaların modellerinde çeşitli farklar olabilir, ancak büyük üreticilerin ticari amaçla ürettiği cyclocrosslar, aktarım sistemi ve lastikler hariç, gravel bisikletlerin aynısı. Özet olarak, şayet cyclocross yarışlarına katılmayacaksanız, doğrudan gravel satın alıp, yalnızca lastikleri değiştirmek suretiyle cyclocross antrenmanları yapabilirsiniz.


Paylaş:

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

1

Seyfettin

Çok güzel anlatmış, açıklamışsınız. Bir ara cyclocross bisiklet almayı değerlendirmiştim, ancak iyi ki almamışım. Bizim millette bir şeyi değerlendirirken olumsuz yönlerini düşünme, yazma gibi bir alışkanlık yok.