İstanbul ve Çevresindeki Kamp Alanları

Bu yazıyı hazırlamadan önce İnternet’teki “İstanbul’da kamp alanları” yazılarına göz gezdirdim. Bundan yıllar önce birileri dilleri döndüğünce bir şeyler yazmış, sürüyle insan aynı içerikleri kelimeleri değiştirmek suretiyle kendi sitelerine kopyalamış. Listeler o kadar gerçek dışı ki; tek amaçları arama sonuçlarında yukarıda yer alıp, size reklam tıklatmak. Berbat bir kamp deneyimi yaşamak istemiyorsanız yazının tamamını okuyun.

4

Doğrudan olaya girmektense, ilk önce her tarafı betonla kaplanmış, yeşil kalmış bir kaç köşesi de irili ufaklı işletmelerce parsellenmiş bir şehirde kamp yapmak ne kadar gerçekçi, ne denli keyif alacaksınız önce bunları sorgulayalım.

İstanbul’da kamp yapmak güvenli mi?

İstanbul’da kamp yapmayı değerlendiriyorsanız, kendinize sormanız gereken ilk soru “güvenlik” olmalıdır. 15 milyon insanın yaşadığı, çevresindeki tüm yeşil alanların tahrip edildiği bir kentte kamp yapmak elbette güvenli değildir.

Kamp kurduğunuz yerde güvenlik ile ilgili kaygı duymaya başladığınızda, faaliyetten keyif alamayacağınız anlamına gelir.

Bir yerin güvenli olup olmadığını neler belirler?

Bir yere arabayla ulaşılabiliyorsa orada mutlak güvenlikten söz edilemez. Arabayı bırakacaksın, sırtında kamp yüküyle 6-7 kilometre içlere yürüyeceksin. Bak o zaman güvenlikten bahsedebiliriz.

faça şahin
Gördüğünüzde uzaklaşın : )

Gaspçısı, katili, sapığı; İstanbul’da her türden insan var. Kozmopolit bir şehir olduğu için gelen giden belli değil. Üstelik buna uzak ilçeler de dahil.

İnternet’te İstanbul kamp alanlarını öyle de bir anlatmışlar ki; zannedersin Peru’da Machu Picchu’yu, Arjantin’de Patagonia’nın ıssız köşelerini tarif etmişler. Dost acı söyler. Çay bahçesinden bozma yerleri, akşam esrarkeşlerin müzik dinleyip sapıttığı alanları kamp yeri olarak buraya yazmanın hiçbir anlamı yok.

İstanbul’da hiç mi kafa dinlenecek yer kalmadı?

İlçe bazında konuşacak olursam; Avrupa yakasında Silivri’nin kuzey ve Tekirdağ ile sınır olduğu kuzeybatı bölümleri ve Çatalca’nın kuzeybatısında birkaç alan olduğunu söyleyebilirim. Anadolu yakasında ise tek seçenek Şile ilçesinin kuzeyi (elbette tamamı değil) ve doğusu.

İstanbul'da kamp kurulabilecek alanlar haritası
İstanbul’da çadır kurma potansiyeli olan alanları sarı ile işaretledim. Sakın bu haritaya aldanıp da hemen basıp gitmeyin.

İstanbul’da kafa dinlemeyi, doğayla bütünleşmeyi istiyorsanız, (kaldıysa) yola uzak yerleri tercih etmeniz gerekiyor. Arabayla ulaşım sağlanan her yere, “buraya da kimse gelmez” diyeceğiniz en kel alaka yere bile akşam Şahinleri çekip gününüzü mahvedecek insan çok.

Bir yerde su ve yeşillik varsa, hava da güzelse, hele bir de yerleşim yerlerine yakınsa her türden insan oraya akın edecektir.

Çözüm nedir?

2002 yılına kadar İstanbul’da yaşadım. İstanbul’u terk ettiğimde kısmen daha yaşanabilir bir yerdi. En azından nüfus 9 milyondu. Kuzey ormanlarına henüz dokunulmamıştı. Ranta dayalı bir kalkınma modelimiz yoktu. Buna bağlı olarak bugün inşaatların yapıldığı birçok alan ya tarla, ya da ormandı.

doğadaki tahribat

Kadıköy’den Şile’ye gitmeye kalksanız 70 kilometre bir mesafe söz konusu. “Çilingöz Tabiat Parkı civarlarına gideyim” derseniz 130 kilometre uzakta yer alıyor. Bu kadar mesafe katetmeyi göze aldıysanız, yazının sonunda farklı seçenekler de var.

Doğada olduğunuzun farkına varmak ve kafayı dinlemek istiyorsanız, lamı cimi yok; çok az sayıda numunelik istisnalar dışında tek çözüm İstanbul dışına çıkmanız.

Kuzey Trakya tarafına yönelirseniz, git gel 400 kilometreye yakın yolculuk yapmanız gerekiyor. Kıyıköy, Dupnisa mağarası, Çilingöz Tabiat Parkı ve yakınlarında bir çok yere defalarca gittim. Öyle ahım şahım yerler olduklarını düşünmüyorum. Ayrıca buralar İstanbul dışında ve ciddi mesafe kat etmeniz gerekiyor. Kastro taraflarında numunelik bir kaç yer var. Birazdan aşağıda bahsedeceğim. 

Hayaller ve Gerçekler

Şile ve Beykoz, yani Anadolu yakasının kuzeyinde de durum farklı değil. Sahilde kamp kurmaya uygun yerler çay bahçesinden bozma kamping alanları tarafından parsellenmiş. “Sote bir yerde kurarım çadırı” diyecek olursanız, onu da defalarca yaptım. Gecenin üçünde içi keş dolu bir Şahin gelip yakınlara park ediyor, başlıyorsunuz arabesk müzik dinlemeye. “Kim, bu saatte neden geldi, ne yapacak” diye düşününce zaten gününüz rezil oluyor. Geceyi bir şekilde atlatırsanız, bu sefer sabah 10’da güne yanık tavuk kokusuyla başlıyorsunuz.

İstanbul Ağva sahilinde koy
Ağva civarlarında bir koy. Görüntü güzel ancak kamp çadırı kuracak ne bir düzlük, ne de su kaynağı mevcut. Sahil taşlık ve sıcak havalarda leş gibi yosun kokuyor. Tam da “davulun sesi uzaktan hoş gelir” benzetmesine konu olacak bir fotoğraf.

Yukarıdaki görsel sitelerde size vadedilen hayal, aşağıda vatandaşın çekip paylaştığı görüntüler ise gerçek.

 

İstanbul’daki Kamp Alanları

Yukarıda bahsettim. Tüm siteler birbirinden içerik kopyalamış. Bunların tek derdi arama sonuçlarında yukarıda yer alıp reklam geliri elde etmek. Editörlerin hayatları boyunca kamp yaptığından bile şüpheliyim. Gerçekçi bir liste hazırlamaya özen göstereceğim.

İçerik üreticileri, yani kendilerinden “yazı yazması” beklenen, çoğu üniversite öğrencilerinden oluşan bu insanlar cüzi ücret karşılığında “yazı siparişi” alıyor.  Arama sonuçlarındaki ilk üç dört siteye girip bu yazıları özetliyor. Oluyor size “yeni içerik”.

Bir gün “kamp yerleri” yazan bu yeni meslek grubu, ertesi gün “avokadonun faydaları”, bir başka gün “şeker hastalığına ne iyi gelir” gibi konulara girip daldan dala atlıyor. Böylece ortaya “bilgi kirliliği” dediğimiz, yalan yanlış yazılar çıkıyor.

1. Hacıllı Köyü / Şile

Şile’de güzel koylar var. İlkbahar ve yaz aylarında piknikçilerin ve denize girenlerin istilasına uğrayan bu bölgede yalnızca soğuk ve yağışlı havalarda kafayı dinleyebileceğinize inanıyorum. Sahil tarafında güvenli bir alanda kamp yapmak isterseniz tek seçeneğiniz ücretli kampingler. Ancak tuvaleti olan, gelen gideni eksik olmayan bir işletmede kamp yapmış sayılmazsınız ki.. “Hayatının son kampını yapacaksın” deseler, Şile’nin kuzeyinde (sahilde) kamp kurmam arkadaş.

Hacıllı Köyü kamp

Şile’de kamp kurulabilecek tek alan bence Hacıllı köyü. Çevrede Hacıllı şelalesini gezebilir, dere kenarında veya yola uzak sayılabilecek yüksekte bir alanda çadır kurabilirsiniz. Hatta ben burayı Anadolu yakasındaki tek kamp yapılabilir alan ilan ediyorum.

 

Yol için fazla bütçe ayıramayacak öğrenci veya kısıtlı vakte sahip birisinizdir, eğer İstanbul il sınırları dışına çıkmak istemiyorsanız, Hacıllı köyü İstanbul Anadolu yakası sınırları içinde kamp ruhuna en uygun alandır.

hacıllı köyü
Hacıllı’da sıcak havalarda derede serinleyebilirsiniz. (fotograf: nerdesinbahar.com)

Gazı verdim diye beklentilerinizi çok yüksek tutmayın. Bana Bursa’da kamp alanı diye sorsanız, burayı cebinden çıkaracak 25 tane yer gösteririm. Hacıllı’yı yokluktan eklediğimi unutmayın.

2. Korsan Koyu / Çatalca

Korsan koyu tam olarak Tekirdağ İstanbul sınırında yer alan (Tekirdağ ilinin Karadeniz kıyısında, Kastro mevkisinde minicik bir alanı var), İstanbul il sınırları içinde, henüz çok fazla kişi tarafından keşfedilmemiş, Çatalca ilçesi sınırları içindeki bir kamp alanıdır.

Ufak bir vadi denize açılıyor. Vadi zemininde akan dere Karadeniz’le buluşuyor. Çevre yeşillik. Kıyıya ulaşmak için yürümek gerektiğinden ötürü çok kalabalık olduğu söylenemez. Güzel bir yer ancak dünyanın yedinci harikası olmadığını da belirtmeliyim.

Çevrede sazlıklar olduğu için zehirsiz su yılanları ve çeşitli yılan türlerine rastlamak mümkün. Aralarında tehlike arz edecek bir tür var mı bilmiyorum. Buraya iki kez gittim. İkisinde de yılanlara karşılaştığım için aklımda yer etmiş.

Fark ettiyseniz iştahlı biçimde anlatmıyorum. Çünkü buralara gittiğim zaman hep bir problem oluyor. Hep bir şeyler tatmin etmiyor. Aklımda güzel anılar kalarak ayrıldığımı hiç hatırlamıyorum.

3. Malatra Koyu

Malatra koyu, yukarıda tarif ettiğim Korsan koyunun hemen batısında, yaklaşık 2,5 kilometre mesafede yer alır.

Koya ulaşmak için toprak yoldan patikaya girip, 300 metre kadar yürümek gereklidir. Patikadan yürünerek gidildiği için oldukça sessiz sakin bir köşe olduğunu söyleyebilirim. Buradan Korsan koyuna git-gel 6 kilometre doğa yürüyüşü yapabilir, akşam sahilde kamp kurup keyifli güzel bir gün geçirebilirsiniz.

4. Bitti bu kadardı

Yukarıda anlattığım Hacıllı köyü, Korsan koyu ve Malatra koyunun dışında, artık İstanbul il sınırları içinde güvenle kamp kuracak, gecenin bir yarısı veya sabahın köründe rahatsız edilmeden huzur içinde gece geçirilecek yer maalesef kalmamıştır. Hacıllı da zaten Kocaeli’nin hemen bitişiğidir. Bence o kadar uzaklaştıktan sonra rotayı Adapazarı yaylalarına çevirin. Korsan ve Malatra koyları da “eh işte” diye ifade edebileceğim yerler aslında. En iyisi “eh işte” dediğime bakmayın, gidip kendiniz görün. Belki de bayılırsınız. 

Hiç o çakma listelere bakıp da hayal kurmayın. Birbirlerine bakarak çakma listeler oluşturmuşlar.

şile'de kamping
Kamping alanlarında tahta platformlar kurmuşlar, üzerine numara yapıştırmışlar. Her tahtanın numarası var : ) Bir de para alıyorlar. Üstüne para verseler gene burada kamp kurmam.

Kamping alanları yok mu? var. Ancak buraya yazmanın hiç lüzumu yok. Hepsi otel gibi ücret isteyen, geleni nasıl düdükleyeceğinin derdinde, çay bahçesi kıvamında kötü yerler. İstisna yok mu? yok arkadaş. Tümü Cumartesi, Pazar günleri mangalcı alıyor. Mangalcı almayan işletme varsa da, bu sefer gelen kampçılar mangal yapıyor. Çoluk çocuk bağırış, koşturmaca, yanık et kokuları.. ee ne anladım ben böyle kamptan? Balkonda çadır kurun aynı şey.

Bir yukarıdaki tahtalar üzerindeki rezalete bakın, bir de aşağıdaki videoya. Aşağıdaki görüntü  Türkiye’nin öbür ucunda çekilmedi. Mekan Yalova Delmece yaylası.

Elbette bu yazının şekillenmesinde benim kamp anlayışımın da çok etkisi var. Likya yolu, Saint Paul yolu, Karadeniz yaylaları, Toros dağlarında yürüyen adama “İstanbul’da kamp yapmayı” anlat dersen ortaya böyle bir şey çıkıyor.

İstanbul’a Yakın Mesafedeki Kamp Yerleri

İstanbul’un hemen bitişiği sayılabilecek, kafa dinlemenize ve en önemlisi doğada olduğunuzun farkına varacağınız yerleri kendi tecrübelerimden yola çıkarak yazayım.

Yazarken bile İstanbul’un dışına çıkmış gibi sevindim. Enteresan..

1. Gebze Ballıkayalar

Ballıkayalar’daki kaya yapısı ufak bir kanyonu andırır. Bu kayalarda düz duvarlar olduğu için, bu bölge tırmanış antrenmanları ve eğitimleri için gelen bir çok sporcuyu ağırlar .

Ballıkayalar Kamp

Sit alanı olan Ballıkayalar güzel havalarda panayır yerini andırsa bile, İstanbul’un hemen bitişiğinde, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde olduğu için rahatlıkla ulaşabileceğiniz ve kötü havalarda kamp ihtiyaçlarınıza cevap verecek kadar güzel bir yerdir.

Facebook’ta bulduğum, vatandaşın birinin herkese açık biçimde paylaştığı videoyu buraya ekliyorum. Beni sakın yanlış anlamayın. Videoyu paylaşmaktaki amacım buranın güzel havalarda kalabalık olduğunu vurgulamak.

Ballıkayalar’a gittiğinizde, kamp kurmak için kanyon girişini tercih ederseniz, sabah ana baba günü olacağını unutmayın. Kanyonun üst kısmında, tırmanış için gelen doğaseverlere yakın mesafede kamp kurarsanız, en azından kamp kültürünü bilen, sizi rahatsız etmeyecek insanlarla bir arada olursunuz.

2. Yalova Yaylaları

İstanbul’da ortalığa düşüp berbat bir hafta sonu geçireceğinize; atlayın arabanıza 1-2 saat yolculuk yaparak Yalova’ya gelin. Hatta yerinizde olsam bırakırım arabayı; Yenikapı veya Pendik’ten İDO’ya biner ya da yaz aylarında işleyen Turyol tekneleriyle Eminönü veya Kadıköy’den doğrudan Çınarcık’a gelip, Yalova yaylalarından birinde kampımı kurarım.

  • Erikli yaylası
  • Delmece yaylası
  • Karlık yaylası
  • İhsaniye yaylası
Yalova Delmece yaylası
Yalova Delmece yaylasında sessiz bir köşe

Yalova’da Çınarcık ilçesine bağlı Teşvikiye köyünden ulaşabileceğiniz yaylalardan birinde hem kamp kurabilir, hem de dilediğiniz uzunlukta orman içi parkurlarda yürüyüş yapabilirsiniz.

Yukarıda bağlantısını paylaştığım sayfada yer alan uyarılarımı dikkate alın. Dönüşte Dipsiz göl, Erikli Şelalesi ve Sudüşen şelalesini ziyaret edebilir, hatta Termal’de sıcak su banyosu bile yapabilirsiniz.

Ayrıca Yalova’da uzunluğu 180 kilometreye varan, Armutlu’da başlayıp Kocaeli Kartepe’ye dek uzanan muhteşem trekking yolları da bulunur.

3. Adapazarı Yaylaları

İstanbul’da yaşıyor olsaydım, kamp yapmak için ilk değerlendireceğim yerler Yalova, Kocaeli ve Adapazarı çevresi olurdu.

Çiğdem yaylası
Çiğdem yaylası

Adapazarı kamp alanı sayısı bakımından Türkiye’nin en zengin bölgelerinden biridir. Bölgede yaşayan insanlar hafta sonu gelen kampçılara alışkın olduğu için genellikle bu bölgede kamp kurmak yadırganan bir görüntüye neden olmaz. Bu yüzden rahatlıkla kamp kurabileceğinizi söyleyebilirim. Adapazarı yaylaları aşağıdaki gibidir.

  • Karagöl yaylası
  • Acelle yaylası
  • Sultanpınar yaylası
  • Dikmen yaylası
  • Çiğdem yaylası
  • Beşoluk yaylası
  • Turnalı yaylası
  • Sülüklügöl
  • Davlunmaz yaylası
  • Keremali yaylası
  • Soğucak yaylası

Bu kadar çok yayla arasında benim favorim Çiğdem yaylası.

4. Kocaeli

Kocaeli’deki kamp alanları da en az Adapazarı kadar çeşitlidir. Adapazarı ve Kocaeli’nin en büyük avantajları kamp yaptığınız bölgede kısa veya uzun yürüyüşler yapabileceğiniz sayısız parkur barındırıyor olmalarıdır.

Kocaeli İnönü yaylası
İnönü yaylası

Herkesin kamp anlayışı, beklentileri farklı. Bana çok ters gelen bir etkinlik, belki sizin için unutulmaz bir anı olabilir. En iyisi bu sayfada anlatılan alanları peyderpey tecrübe etmeniz, böylece favori kamp alanlarınızı kendinizin belirlemesidir.

Kocaeli’deki seçenekleriniz şunlar

  • Menekşe yaylası
  • Kayaüstü yaylası
  • Kartepe
  • İnönü yaylası
  • Ercova
  • Saklı yayla
  • Altioluk yaylası
  • Sultaniye yaylası
  • Kıranyurt yaylası
  • Kerpe Sarısu

Sonuç

Bu yazıyı diğer tüm yazılarda yaptığım gibi sürekli güncelleyip geliştireceğim. Yukarıda anlattığım her bir alanda defalarca kamp kurdum. Fakat hiçbirine bu yazıyı yazmak için gitmediğimden ötürü, elimde çok sağlıklı bir fotoğraf arşivi yok. Bundan böyle her gittiğimde fotoğraf çekmeyi ve buraya yüklemeyi ihmal etmem.

Yapıcı olduğu taktirde her türlü eleştiriye, görüşe ve öneriye açığım. Burada yer almasını düşündüğünüz bir alan varsa (ücretli alanlar hariç), bir yeri olduğundan farklı anlattığımı düşünüyorsanız lütfen aşağıda paylaşın. Hep birlikte bu yazının kalitesini arttıralım.

Bunlar da ilginizi çekebilir

4
Kim Ne Demiş?

Kerem

Merhaba. 11 yıl Şilede yaşayan birisi olarak yazınızın Şile ile ilgili kısımlarını üzülerek okudum. Haklı kısımlarınız da var fakat Yüzölçümünün %80 i Orman olan bir yere bence çoğunlukla haksızlık etmişsiniz. Teke, Hasanlı ve Değirmençayırı köylerinde el değmemiş vadiler ve dere – Nehirler mevcut ve ulaşım yok. Yılın bu zamanı Kano ve Rafting bile yapılabilir. Ayrıca Ağva Tarafında Kocadağ ve civarında hem yürüyüş hem de kamp için uygun yerler mevcut. Günümüzde Uydu haritacılığı gelişmiş durumda. Kullanabilene güzel, sessiz ve el değmemiş yerler var. Yeter ki bulmak isteğidimiz gibi bırakabilelim.

dantelk

Merhaba,

Yazının ortalarına geldiğimde, aklıma hemen Hasanlı Köyü geldi; burası öyle hoş bir yerleşim ki… Hemen güneyindeki tepede çadır kurmak da gayet iyi bir fikir gibi görünüyor. Toplu ulaşım olmaması dışında eksiği yok. Kahvesindeki amcalar misafirperverler, köyün yerleşimi hoş… Yolu çok güzel. Daha ne olsun. Sizin de buraya referans olmuş olmanız üzerine bu mesajı yazmak istedim.

Benim gördüğüm kadarı ile Türkiye’de kamp alanları amatörce (kötü anlamda) işletilen, haddinden pahalı, tuvaletlerinde Afyon Cumhuriyet Sucukları bulunan, gürültülü ve yapış yapış müesseseler – istisnalar hariç.

Ceren

yıllar önce şile’de kamp yapmıştık. daha doğrusu yapmaya çalıştık. tam da yazıda anlatıldığı gibi, sabah mangal dumanı eşliğinde güne başladık. öğleden sonra tam bir panayır yeri gibi olmuştu. çadırın etrafında şalvarlı teyzeler, atletli dayıların arasında kaldık : )))