404 Hatası - Sayfa bulunamadı
Üzgünüz, aradığınız sayfa bulunamadı
Belki de şu sayfaya gitmek isteyebilirsiniz anasayfa

SON YAZILAR

1

Aydınlatma konusu çocukluğumdan bu yana hep ilgimi çekmiştir. Bunda, küçüklüğümün bir kısmının elektriği olmayan bir köyde geçmiş olmasının etkisi büyüktür. Zira, çok da uzak olmayan geçmişte Anadolu köylerinde el feneri çok ama çok idareli kullanılması gereken bir ihtiyaç idi. Piller herzaman heryerde bulunmuyordu, aynı zamanda pahalı ve ömürleri çok sınırlı idi.

Zaman ile tungsten ampuller yerini aşamalı olarak cree ledlere bıraktı. Eski büyük piller de yerini lityum ion pillere. Artık bir kalem pile 2400 miliamper sığdırılabiliyor yada 18650 tipi bir lityum ion pil 4000 miliamper elektrik barındırabiliyor.

Doğa sporları ile tanıştıktan sonra da fener konusu benim için önemli oldu ve sürekli teknolojiyi ve kullanışlı olanı takip etmeye çalıştım. Son zamanlarda bu çok zor ve masraflı olsada, şu anda elimde el feneri ve kafa feneri olarak Türkiye şartlarında bulunabilecek en iyileri var diyebilirim. Elimdeki fener modellerinin artı ve eksi yönlerini siz doğa severler ile zaman içinde paylaşacağım.

Elimde Petzl Nao, Fenix HL55 ve Led Lenser H14R2 bulunuyor. Bugünkü yazıya ülkemizde çok da bilinmeyen, ancak şaşırtıcı derecede başarılı fenerler üreten, Alman markası Led Lenser’in H14R2 modeli ile başlayalım.

LED LENSER H14R2

Led Lenser H14R2 kafa feneri tam bir ışık canavarı. Tek led ile 850 lümen gücünde bir aydınlatma sağlayabiliyor. Bulunduğu her ortamda aydınlatma kuvvetiyle dikkat çeken H14R2, faaliyetlerde veya kamplarda herkesin sizi ışığınızdan tanımasına neden oluyor. 4 – 5 standart kafa lambasının yandığı bir ortama girip 850 lümen kuvvetindeki bu feneri açığınızda diğerleri yanmıyormuş gibi kalıyor. Fenerin patentli odaklama özelliğini kullandığınızda 100-150 metre uzaktaki yolun durumunu çok rahat görebiliyorsunuz. Aynı şekilde bu özelliği kullanarak, ışığı yakın ve geniş bir alana yayabiliyorsunuz. Odaklama özelliği son derece başarılı ve tek elle ayarlaması kolay.

 

led lenser h14r2
Led Lenser H14R2 önden görünüş

Led Lenser H14R2’nin fonksiyonlarının kullanımı da son derece basit. Açma kapama düğmesi en kalın eldiven ile bile çok kolay kullanılabiliyor. Aynı düğmeye 5 saniye kadar uzun bastığınızda bu tuşu kilitlemiş oluyorsunuz. Tuş kilitleme özelliğinin kesinlikle gerekli olduğunu belirtmeliyim. Zira, başka marka fenerlerde birkaç kez çantamda lamba açılmış ve uzun süre yanıp pili azalmıştı. Yine bu on-off düğmesine birer kere basıldığında, değişik ışık şiddetlerine geçiş yapabiliyorsunuz. Bunu bu şekilde kademeli yapabildiğiniz gibi, pil yuvası üzerinde bulunan düğmeyi çevirerek de ışık şiddetini hassas şekilde ayarlayabiliyorsunuz.

led lenser
Led Lenser yurtdışında itfaiye, arama kurtarma ve güvenlik alanında sıkça tercih edilen bir marka.

Fenerin özelliklerinden biri de “enerji tasarrufu” ve “sabit akım” modları. Fakat bunların getirisi nedir, işin açığı fazla test edemedim. Zaten bir çok kişinin bu fenerdeki batarya ömrünü görünce tasarruf modunu kullanacağını sanmıyorum. Bu konuya birazdan değineceğiz. Cihazın on tuşuna bastığınızda pil yuvası üzerindeki düğmedeki ışığın rengi 3-4 saniye değişik renklerde yanarak size pil seviyesi hakkında bilgi veriyor. Kırmızı ışık yüzde 0-20, sarı ışık 20-50, yeşil ışık ise 50-100 anlamına geliyor.

led lenser
Arka pil haznesinden de ışık şiddeti ayarlanabiliyor. Ayrıca pil durumunu da görebiliyorsunuz.

Malzeme kalitesi olarak feneri iki kısımda incelersek, fener kısmında kullanılan malzeme gayet başarılı. Fakat pil yuvası ve özellikle de pil yuvası kapağının kilitlenme mekanizması bence çok düşünülmemiş. Alman kalitesine yakışmayan bu kapağın pil yuvası tırnağı, feneri satın aldıktan kısa bir süre sonra kırıldı. Yapısı ve malzemesi gereği bunu beklediğim birşeydi. Ben de bu sert plastikten yapılmış tırnağı komple ortadan kaldırıp yerine yumuşak plastikten yeni bir tırnak yaptım.

led lenser fener
Kafa bandı oldukça iyi oturuyor, rahatsız etmiyor. Sistem genel olarak biraz ağır.

Ağırlık ve ebat konusu bu fenerin eleştirilebilecek bir başka handikapı diyebilirim. Piller ile birlikte 350 gram geliyor ve bir çok kafa fenerinin 150-200 gram olduğunu düşünürseniz Led Lenser H14R2’nin ağır ve hantal olduğunu söyleyebilirim. Sanırım bu da gülün diken kısmı oluyor. “Advanced focus” özelliği, bataryanın büyüklüğü ve değişik ebatlarda pil kullanımına imkan tanıması cihaza cüsseli bir yapı kazandırmış. Kaskınıza monte ettiğinizde kafanızda epeyce hissedilir ağırlık oluşturuyor. İsterseniz uzatma kablosu ile pil yuvasını belinize yada cebinize de alabiliyorsunuz, ama bu sefer de ağırlık dengesi bozulmuş oluyor.

led lenser bisiklet adaptörü
Ayrıca satılan bisiklet adaptörü ile geceleri güvenli sürüş yapabilirsiniz.

Fenerde kullanılan bataryayı bitirmek neredeyse mümkün değil. Her gece 5 saat kullandığınızı düşünseniz bile tam şarjlı bu fener sizi 3-4 günlük bir faaliyet boyunca çok kolay idare edecektir (elbette tam güç olarak değil, idareli bir kullanımda). Orjinal bataryanın haricinde, bu cihazda 2 adet 18650 tipi yada 4 adet AA pil de kullanabiliyorsunuz. Bu fonksiyonellik pil yuvasının büyüklüğünü biraz arttırmış. Cihazımızı şarj etmemiz gerektiğinde pil yuvası üzerindeki mikro USB girişinden şarj edebiliyoruz.

led lenser batarya
Batarya seçeneği bu kadar geniş başka bir elektronik cihaz görmedim.

Son olarak dayanıklılık konusunda kendimce dağcılık açısından yeterli olduğunu söyleyebilirim. Tozdan etkilenecek bir yapısı yok. Suya dayanıklılık olarak da IPX4 standartlarına sahip. Yani çamura, suya ve yağmura dayanıklı, fakat suyun içine düşerse etkilenebilir.

Led Lenser VS Petzl Nao

Led lenser H14R2 ile Petzl Nao yu karşılaştıracak olursak, ışık gücü anlamında Petzl Nao bariz geride kalıyor. Ancak, dağcılık sporu açısından 355 lümenlik Petzl Nao’nun aydınlatması gayet yeterli. Zaten ikinci nesil Nao’da ışık gücü 575 lümene kadar çıkartılmış. Kullanım kolaylığı ve pratiklik olarak Nao bariz öne geçiyor. Petzl Nao’nun reaktif özelliği inanılmaz hızlı çalışıyor. Hem pil ömrü açısından, hem kullanım açısından çok verimli bir sistem. Nao’nun ağırlığı 190 gram. Malzeme kalitesi genel olarak iyi, fakat pil yuvasının bu fenerde de tırnaklı esnek plastik ile kapanması tek olumsuz yanı diyebilrim. Aynı zamanda Nao yu bilgisayarınıza bağlayıp istediğiniz kadar ışık programı ekleyebilir, bunları istediğiniz kadar kademelendirebilir, her bir kademeye istediğiniz ışık şiddetini atayabilirsiniz. Programlanabilir olması ile de Nao, Led Lenser’dan  birkaç adım öne geçiyor.

kafa fenerleri
Soldan sağa Led Lenser H14R2, Petzl Nao, Fenix HL 55

Bundan sonraki yazılarımızda detaylı değerlendirmesini yapacağımız 3 kafa feneri arasında genel itibarı ile bir kıyaslama yapacak olursak, eğer şunu diyorsanız;” ışık gücü benim için çok önemli, geceyi gündüze çevireyim, enerjim de hiç bitmesin, “ sizin feneriniz Led lenser H14R2. Diğer taraftan “ışık gücü önemli ama ben fark yaratmak istemiyorum , her zaman her yerde kolaylıkla taşıyabileceğim ,faaliyetime göre ışık seviyelerini programlayabileceğim ,odaklamayı mesafeye göre kendisi ayarlayan ,teknolojik ve kaliteli bir fener istiyorum” diyorsanız, Petzl Nao sizin için doğru tercih olacaktır. Bu ikisinin haricinde ekonomik ,küçük tek parça ,ışığı güçlü, basit, sağlam bir kafa feneri isterseniz o vakit Fenix HL 55 isize tavsiye edebilirim

Bir sonraki malzeme inceleme yazımızda Petzl Nao’yu ayrıntılı olarak inceleyeceğiz .

0

İzmir Bozdağ’da maalesef bir dağcı hayatını kaybetti. Dürdane Seringeç isimli İDADİK (İzmir Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü) üyesi kadın dağcı, helikopterle kaldırıldığı Ege Tıp Üniversitesi’nde hayatını kaybetti.

Yaşanan kazanın sebebi henüz netleşmese de, bölgede bulunan arkadaşımızdan “kramponun çıktığı, düşmeye bağlı bir kaza yaşandığı” bilgisine ulaştık.

dürdane seringeç
Dürdane Seringeç’in bugün, yaşanan kazadan 5 dakika önce arkadaşı Metin Coşkun tarafından çekilen son fotoğrafı.

Ulusal Basında büyük spekülasyon yapılan “donduk kurtarın” başlıklı haberlerin, bölgede yardım amaçlı toplanan dağcı grupların ani bastıran tipi nedeniyle dönüşte sıkıntı yaşamasından kaynaklandığı anlaşıldı.

0

Lonnie Dupre, Kuzey Amerika’da yer alan Denali (McKinley) dağı zirvesine (6195 mt.) Ocak ayında solo çıkan ilk dağcı ünvanını aldı.

McKinley Denali dağı
Denali, diğer adıyla McKinley Kuzey Amerika’nın en yüksek dağı

11 Ocak 2015 tarihinde dağcının Facebook sayfasından yapılan duyuru ile, akşam saat 17 sıralarında zirveye ulaştığı bilgisi verildi.

Denali’de yılın bu zamanları gündüzler oldukça kısa. Hava şartları ise tırmanış için oldukça elverişsiz. 150 km’ye varan rüzgar hızı, -40 civarlarındaki soğuk ve kar fırtınasıyla mücadele ederek zirveye ulaşan Dupre, 2011, 2012 ve 2013 kışlarında da aynı dağda başarısızlıkla sonuçlanan zirve denemelerinde bulunmuştu.

Lonnie Dupre
Lonnie Dupre’nin 2013 yılındaki başarısız Denali Zirve denemesinden bir kare

Daha önce 25 yaşındayken tek başına kutup ekspedisyonu tamamlayan Dupre, 2001 yılında Grönland’ın çevresini hiçbir motorlu araç yardımı olmadan, gene tek başına turlamış.

70 kiloluk yükü tek başına, kızak yardımıyla Denali eteğine taşıyan dağcı, malzemelerini batak kara rağmen 3 seferde sırtında ana kampa taşımış.  Zirveye çıkarken kullandığı rotayı 165 bambu çubuğuyla işaretleyen Dupre, bambuların sayesinde geri dönüş rotasını güvenceye almış.

Bugüne kadar Denali zirvesine kış aylarında yalnızca 16 kişi ulaşabilmiş. Bu 16 kişiden 6’sı dönüş yolunda hayatlarını kaybetmişler. Ocak ayında ise Denali’ye solo tırmanmayı deneyenlerin tümü başarısız olmuş. Yalnızca 1998 yılında iki Rus dağcı zirve yapabilmeyi başarmış.

0

1974 yılında Hollanda’lı dağcı Albrecht von Dewitz tarafından kurulan Vaude, 1980 yılından beri Almanya’nın güneyindeki Obereisenbach kasabasında üretiliyor. Dağcılık ürünleriyle faaliyetlerine başlayan Vaude, günümüzde birçok spor branşı için ürün üretiyor. Bugün sizin için ünlü Alman markasının efsane çadırı Vaude Space K2’yi inceleyeceğiz.

vaude space k2

Vaude Space K2 beş mevsimlik diye tabir edilen ‘Extreme’ çadır kategorisinde yer alan bir ürün. Kar, rüzgar ve fırtınaya dört mevsimlik bir çadırdan daha dayanıklı olan Space K2 adını dünyanın en yüksek ikinci fakat ölüm oranıyla birinci sırada bulunan Karakurum’daki K2 dağından alıyor ve haliyle beklentileri ilk anda yükseltiyor. Peki gerçekten bu adı hakediyor mu ? İncelememizin sonunda buna karar vereceğiz.

Vaude Space K2’yi aynı özellikleri barındıran diğer markaların çadırlarından ayıran en büyük özelliği üzerinde kullanılan malzemenin kalitesi. Pigment kaplı Polyamid 190 T 10,000 mm su sütunu bulunan taban kumaşı ve PU kaplı 185 T Su sütunu 5000mm  bulunan dış tenteye sahip olan çadırın iç tentesinde 190 T Polyamid kullanılmış. Polyamid tabanlı malzemesi çevreye zarar vermeyen geri dönüşümlü malzemeden yapılmış ve Vaude çok iddialı olduğu bu konuda dünya koruma vakfı tarafından sertifikalandırılmış.

K2 çadırın eski ve yeni olmak üzere iki versiyonu var. Tek farkı eskisinin iki ana polü bir destek polü varken yeni versiyonunda üç ana polün bulunması. Yeni versiyonunda ekstra eklenen üçüncü pol fırtınaya karşı mukavemeti arttırırken çadırın toplam ağırlığında değişim yaşanmamış. Bunun temel sebebinin kullanılan duraliminyum polden kaynaklandığını düşünüyorum. Daha kesin konuşamıyorum çünkü çadır artık üretici firmasının sitesin güncel değil. Yerli piyasada çadırın satıldığı birkaç mağazada “abi çadır efsane seni evereste çıkarır” deyip işin içinden çıkmaya çalışıyor. Çadırın dış tentesinde kar etekleri bulunuyor. Toplamda 6 tane gerdirme ipi olan çadırı düzgün bir şekilde kurarsanız adının hakkını gerçekten Türkiye şartlarındaki her dağda veriyor.

eski tip vaude space k2
iki pollü, eski tip Vaude Space K2 çadır

3 kişi kapasiteli çadırın ağırlığı tamir kiti olmadan 4,2 kg. 5 mevsimlik bir çadır için normal bir ağırlığa sahip olan çadırın kılıfının kapladığı hacim ise çok fazla. Tulum gözünde Husky Annapurna tulum bulunan 65 litrelik bir çantanın içine dik bir şekilde konulduğundaçadırın üst kısmı çantanın kapağına dayanıyor. Kampa giderken bu yüzden kendi içimizde çadırı üçe bölüyoruz ; tenteleri bir kişi, polü bir kişi , kazıkları bir kişi alıyor.

vaude space k2 paket

Çadırın güzel yanından biri de kurulum kolaylığı. Polleri açıp çadırın bir köşesinden girdirdikten sonra karşı taraflı gerdirme yapmanıza gerek kalmıyor doğrudan giriş tarafından gerdiriyorsunuz. Bu da size zaman kazandırıyor. Eski versiyonunda ek pol tüm çadır kurulduktan sonra yukarı sabitlenirken yeni versiyonunda tüm poller tek taraflı kurulumlu. Ayrıca iç dış tentesinin birleşik olması da kurulum sırasında size zaman kazandırıyor. Bu özelliğin bir diğer artısı yağmur yada kar yağışı altında çadırı kurmak istediğinizde iç tente ıslanmamış oluyor.

Temizlik yapmak istediğiniz zaman çadırın dış tentesini iç tentesinden ayırabilirsiniz

Çadırın Yüksekliği 105 cm  Genisliği 165 cm  Uzunluğu 215 cm. Bu uzunluklara ilave 2 adet 95’er cm lik geniş balkonu var. Bu balkonlarda giriş çıkış yapabileceğiniz 2 adet kapı mevcut. Bu özellik fırtına çadır girişinin bir tarafını kapattığında diğer taraftan çıkabilmeniz için tasarlanmış. Bu bölmelerde eşyalarınızı bulundurup rahatlıkla çadırı yakmadan yemek pişirebilirsiniz. Çadırın iç tentesinin her iki yanında cep bulunuyor. Ayrıca kubbe tipi çadırımızın tepesinde bir adette file cep var.

ölçüler

Çadır iç hacim olarak çok geniş. Bu incelemeyi hazırlarken yurtdışı birkaç forumda kullanıcı yorumlarını okurken 2 kişinin bu çadır için ideal olduğunu 3 kişi sığamadıklarını yazmışlar. Şaşırdım ! 3 yıllık kullanımımda bu çadırda 3 kişi sığamayanı görmedim. Hatta 4 kişi uyuyan arkadaşlarım bile oldu. Çadır içi muhabbet esnasında 8 kişi çadırın içinde oturarak barındığımız zamanlar bile oldu.

Avantajları

-Malzeme kalitesi
-Uzun ömürlü oluşu
-Geniş iç ve bagaj hacmi
-Her hava koşuluna uyum sağlaması
-Su geçirmezlik derecesi çok yüksek
-Bantlanmış dikişlere sahip
-Çok kalın duraliminium pollere sahip
-Kar etekleri var

Dezavantajları

-Fiyatı yüksek
-Çok ağır. İki kişi faaliyet yapacaklar için bile ağır bir çadır.
-Fazla yer kaplıyor.

0

Malzeme incelemelerini çeşitlendirmeye devam ediyoruz. Bu haftaki inceleme köşemizin konuğu ocaklarından tanıdığımız MSR’ın da üreticisi olan Cascade Designs’ın Therm-a-Rest NeoAir All Season şişme matı.

All Season, NeoAir serisinin kış kullanımına uygun matları arasında köşeli olan tek model. Köşeli yapısı sayesinde baş ve ayaklar için daha fazla alan sunan NeoAir All Season, aynı firmanın daha hafif X-Therm modeline konfor yönünden üstünlük sağlıyor.

Thermarest NeoAir All Season şişme mat
Çantanızın dışına malzeme asmak istemiyorsanız Neo Air All Season ufak paket boyutuyla size göre.

540 gram ağırlığındaki NeoAir All Season (standart boy) , 51 cm. x 183 cm boyuta ve 6.3 santim yüksekliğe sahip. Üst yüzeyde 75 denye yırtılmaya dirençli polyester, alt yüzeyde ise 70 denye naylon kumaş kullanılmış.

Bu tip pahalı şişme matların klasik matlara kıyasla en büyük avantajlarını konforlu olmaları ve küçük paket boyutları olarak özetleyebiliriz.

Thermarest NeoAir All Season şişme mat
Thermarest NeoAir All Season ve Thermarest Ridgerest yanyana

NeoAir All Season’un paket boyutları şaşırtıcı derecede küçük. Çantanızda iki paket petibör bisküvi kadar yer kaplayan All Season, torbasında, havası alınmış vaziyette 22 cm. x 12 cm. yer kaplıyor.

Daha önce Husky, Ferrino gibi markaların şişme matlarını ve gene Thermarest’in X-Therm şişme matını da kullanmış biri olarak, NeoAir All Season’un şimdiye dek kullandığım en iyi şişme mat olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

thermarest mat
Her iki mat birarada kullanılarak yalıtım değerleri arttırılabilir.

Türkiye’deki tüm yaz-kış faaliyetlerini karşılayacak düzeyde olan bu matın yalıtım özelliklerini daha da arttırmak istiyorsanız, aynı markanın Ridgerest veya Z-Lite modeli PVC matları ile birlikte kullanarak 7000 metre üstü faaliyetlere de katılabilirsiniz.

Kullanım

NeoAir All Season’u şişirmek için tıpasını çevirmeniz, klasik yöntemle üflemeniz veya ortamdaki havayı kullanarak kendi paketiyle de şişirmeniz mümkün. Tansiyon problemi olanlar, yüksek irtifada nefesini tüketmek istemeyenler pek pratik olmasa da matı şişirmek için paketten faydalanabilir.

Pek pratik olmasa da, saklama torbasıyla da matı şişirmek mümkün. Matın içi nefesteki nemle ıslanmasın istiyorsanız kullanabilirsiniz.
Pek pratik olmasa da, saklama torbasıyla da matı şişirmek mümkün. Matın içi nefesteki nemle ıslanmasın istiyorsanız kullanabilirsiniz.

All Season’u tekrar paketine yerleştirmek için yapmanız gerekenler çok basit. Tıpayı gevşettikten sonra silindir biçiminde sondan başa doğru katlamanız içindeki havayı boşaltmak için yeterli. Havanın büyük bölümü çıktıktan sonra tıpayı kapıyorsunuz. Boylamasına serip ikiye, ardından tekrar rulo şeklinde katlıyorsunuz. Katladıktan sonra içinde hava kalmışsa, tıpayı gevşetmeniz yeterli.

Thermarest NeoAir All Season VS Thermarest NeoAir X-Therm

540 gramlık NeoAir All Season’u satın almayı düşünenlerin bu ürünü en çok 430 gram ağırlığa sahip NeoAir X-Therm ile kıyasladıklarını düşünüyorum. Her iki ürünü de kullandığım için aralarındaki en belirgin farkın 110 gram daha düşük ağırlık olduğunu söyleyebilirim.

Üretici firmanın açıkladığı ısı değerleri her iki ürün için de hemen hemen aynı. Thermarest matlarda R-Value şeklinde belirtilen “ısı kaybına direnç” değerleri All Season için 4.9 iken, bu değer X-Therm için 5.7.

Bana sorarsanız her iki şişme mat da soğuğu klasik matlara kıyasla gayet iyi kesiyor. Aralarında ısı kaybını engelleme anlamında ne gibi bir fark var derseniz “yok” derim.

X-Therm’i 110 gram daha hafiflemek için Thermarest pek çok malzemeden fedakarlık etmiş. En başta üst yüzeydeki kumaş 75 denye kalınlıktan 30 denye kalınlığa düşürmüşler. Bu da ürünü daha narin, patlamalara karşı daha dirençsiz bir hale getiriyor. Ayrıca All Season’daki köşeli yapı, X-Therm’de yerini yuvarlatılmış hatlara bırakıyor. Bu da baş ve ayaklar için daha az konfor anlamına geliyor.

Konfor, dayanıklılık sizin için önemliyse ve her türlü faaliyete götürebileceğiniz bir mat arayışındaysanız tercihiniz kesinlikle All Season olmalı.

thermarest matlar
Kutup gezilerinde ve 7000 metre üstü faaliyetlerde Thermarest Z-Lite ve NeoAir X-Therm birarada kullanılıyor.

110 gram fark sizin için önemliyse, dayanıklılık ve konfordan biraz ödün vererek X-Therm tercih edebilirsiniz.

X-Therm’i tercih sebebiniz yalnızca ısı değeri (R-Value) ise, bunun hissedilir bir fark olmadığını, Amerikan firmalarının tüketimi özendirici aldatmalarından biri olduğunu söyleyebilirim.

Sonuç

Thermarest dışında bir markanın şişme matını kullandıysanız ve bu deneyimden memnun kalmadıysanız, bugüne dek gerçek şişme mat kullanmadığınızı söyleyebilirim. NeoAir All Season, şişme mat hakkındaki tüm önyargılarınızı boşa çıkaracak bir ürün.

Patlama riski elbette var. Çadır içinde ocak kullanıyorsanız (tavsiye etmiyoruz fakat gün geliyor biz de kullanıyoruz), açıkta çakı benzeri delici aletler bırakıyorsanız böyle bir risk var. Eğer tamir kitini yanınızda taşırsanız birkaç dakikada tamir edip kullanmaya devam edebilirsiniz.

180 santim boya kadar regular (standart) boy sizi idare edecektir. Ancak uzun boylu ve geniş doğaseverler için Large boyunu almanızı önemle hatırlatırım.

419 TL peşin paraya satılan All Season biraz dikkat ederek kullanmanız halinde yıllarca iş görecek bir mat.

NeoAir All Season klasik pvc matlara göre oldukça yüksek. Bu sayede konfor ve yalıtım özellikleri artıyor.
NeoAir All Season klasik pvc matlara göre oldukça yüksek. Bu sayede konfor ve yalıtım özellikleri artıyor.

Klasik, katlanabilir PVC matların kalitesine göre 400 – 1000 gram arasında olduğu düşünüldüğünde 540 gram ağırlığa sahip All Season için hafif denebilir. Paketlendiğinde az yer kaplaması, konforlu oluşu ve ısı kaybını klasik matlara kıyasla 2 kat daha iyi önlüyor olması en büyük avantajları.

2

Bu incelemeyi yazmaya 1,5 yıl önce karar vermiştim. Outdoor Haber Facebook sayfasında “yakında”, “bu hafta” , “3 gün sonra” deyip durdum. Ancak araya çeşitli konular girince herşeyi ertelemek zorunda kaldım. Nihayet hayatın benim açımdan belli bir rutine girmesiyle, aramıza yeni katılan yazar arkadaşların ve sizlerin de desteğiyle siteyi tekrar canlandırmayı ümit ediyorum.

Geçtiğimiz yıllarda çeşitli dağcılık kulüpleri, yürüyüş toplulukları ile birlikte faaliyetlere katılmaktan, beraber vakit geçirmekten zevk almadığımı fark ettim. Bunun çeşitli nedenleri var. Bu derin mevzu hakkındaki düşüncelerimden ayrı bir yazıda bahsetmek daha doğru olur… Şimdilik dur-kalk-tek sıra gibi komutlardan, istemeseniz de içine çekildiğiniz “esas oğlan” çekişmesinden ve Dallas dizisini aratmayan entrikalardan kaçtığımı söylemem yeterli olur diye düşünüyorum.

Durum böyle olunca, doğaya tek başıma çıkmaya başladım ve gitgide bu durumdan daha çok zevk aldığımı fark ettim. Tek başına dağlarda olmanın tadına varınca, gereksiz ağırlıktan kurtulmaya ve solo malzemelere yönelmeye başladım.

Kaz tüyü uyku tulumuna terfi ettikten sonra, ilk hafif çadırım olan Ferrino Monster Lite 2‘yi satın aldım. Tencere, bardak, ocak, mat gibi malzemeleri de param yettikçe hafif olanlarla değiştirdim. Hazır gıda yerine kuru gıda tercih etmeye başladıktan sonra 1 haftalık kış faaliyetlere bile 45 litrelik Deuter Guide 45 (1.8 kg.) katılmaya başladım. Çok da hayati olmayan birkaç aksesuardan feragat ederek 45 litrelik çantanın içine dünya kadar malzeme sığdırmaya başladım.

İnsan bir konuda başarılı olunca, bu sefer o konudaki sınırları zorlamayı deniyor. 2.3 kiloluk 5 mevsim çadırı da hafifletmeliyim diye düşündüm. Ülkemizde satılan solo ürünler arasında pek de bir seçenek olmadığı için tek kişilik,  1100 gram ağırlığa sahip bivak-çadır Ferrino Bivy HL’yi satın aldım. Aslına bakarsanız yurtdışındaki seçenekler de düşünüldüğünde Bivy HL tam da aradığım özelliklerdeydi. Hafif, paket hacmi düşük, kolay kurulabilir ve tek kişiik.

Ferrino Bivy HL
Ferrino Bivy HL

Böylelikle ağırlık bakımından çantamı 1 kilo 200 gram daha hafiflettim. En önemli kazancım, zaten dar olan çantamda ciddi ölçüde yer açılması oldu. Ferrino Bivy HL’nin paket ölçüleri 11 cm. x 35 cm. Çantanıza paketsiz yerleştirdiğinizde (çadırı, tulumu paketsiz taşırım) bir t-shirt ne kadar yer kaplıyorsa Bivy HL de o kadar yer kaplıyor.

Ferrino’nun HL yani High Lab serisi firmanın en üst düzey ürün grubunu temsil ediyor. İtalya’nın Monte Rosa bölgesinde 3585 metrede kurulu High Lab laboratuvarında yeni ürünler test ediyorlar.

Ferrino HighLab Laboratuvar
Ferrino’nun 3585 metrede yer alan HighLab laboratuvarı

Ferrino Bivy HL elime ulaştığında neredeyse küçük dilimi yutacaktım. Paket boyutu 500 ml.’lik pet şişeden biraz daha iri olan bu bivak-çadırla uyum gösterebilirsem amacıma ulaşmış olacaktım.

Dayanamayıp odamda kurmaya başladım.

Ferrino Bivy HL
Kurulum 1 dakika sürdü

İki adet aluminyum polü olan Bivy HL’nin kurulumu ilk defa kuruyor olmama rağmen 1 dakika kadar sürdü. Tek problem çadırı gerdirebilmek için çubukları saplayabileceğim yumuşak zeminin olmayışıydı. Bunu da gerdirme iplerini sandalye ve kapıya bağlayarak çözdüm.

Hemen, hevesle içine girip incelemeye başladım. Evet, daracık ve tabut gibiydi fakat paket boyutu ve ağırlığı buna değebilirdi.

Ferrino Bivy HL
Çantanızı yastık olarak kullanabilirsiniz

3 gün sürecek bir faaliyette Ferrino Bivy HL’yi yeterince tanıyabileceğimi düşünerek Perşembe akşamı teleferikle Sarıalan’a gittim. Çantam o kadar hafiflemişti ki, batak kara rağmen oldukça hızlı, yorulmadan ilerleyebiliyordum.

Sarıalan’dan başladığım gece yürüyüşünü ilk gece Kuşaklıkaya’da sonlandırdım.  Soğuk fakat rüzgarsız pırıl pırıl bir geceydi. Kurulum evdeki gibi 1 dakika sürmese de 2 – 2,5 dakikada bivak hazır olmuştu.

İlk önce matı serdim. Üstüne tulumu serip biraz kabarmasını bekledim. Ceketimi çıkarıp bivağın içine attım. Bu adımları anlatmam biraz garip gelebilir, ancak aynı prosedürü sizin de takip etmeniz gerekecek.

Çantayı hemen bivağın girişine dayadım. En son aşama botları çıkarmaktı. Botları çıkarıp bivağın girişindeki kumaşa bastım. Botları tulumun her iki yanına koyduktan sonra çömeldim, ellerimi yere koydum ve bedenimi ileri iterek bivağın içine girmeye uğraştım.

İçeride yüzümle bivağın tavanı arasında 1 karış mesafe kaldı. Biraz debelenerek de olsa yerleşmeyi, tulumun içine girmeyi becerdim. Tulumun fermuarını çekip hemen uykuya daldım.

ferrino bivy hl
Ferrino Bivy HL

Sabah uyandığımda güneşli, mükemmel bir hava vardı. Akşamki prosedürü tersten uygulayarak kendimi dışarı attım. Bivağı, ısıttığım kahveyi içerek uzunca bir süre izledim. İlk gün için pek bir izlenim edinemedim. Bunda hemen uykuya dalmamın etkisi olmuştu sanırım.

ferrino bivy hl bivak çadır
Bivy HL’yi kurmak için ipleri gerdirmeniz gerekiyor.

Bivy HL’nin birkaç fotoğrafını çektikten sonra Küçük Zirve, ardından Büyük Zirve istikametine ilerleyişimi sürdürdüm. Büyük zirveye 800 metre kala, hava henüz aydınlıkken hakim bir tepeye bivağı kurmaya karar verdim. Kurulum rüzgar olmasına rağmen ilk günkü kadar kolaydı. Bu sefer 1,5 dakikada kurulumu gerçekleştirdim.

İlk gece kafamın altında yastık olmadığı için biraz rahatsız geçmişti. Bu sefer çantayı yastık niyetine kullanmak için içeri aldım. Geç uyandığım, kamp kurduğum noktaya erken vardığım için hiç uykum yoktu. Bir süre dışarıda dolandım durdum. Rüzgar sertleşince bivağa girdim.

ferrino bivy hl
İkinci gün

Bir önceki gecenin aksine bu sefer zihnim açık olduğu için neler olduğunu daha iyi gözlemledim. Aslında kumaştan bir tabuta girmişim. Bugüne dek kapalı alanlarda kalmakla ilgili hiçbir sıkıntım olmadı, ancak Bivy HL’nin korkutucu derecede dar olduğunu belirtmeliyim.

Bildiğiniz mumya pozisyonunda, kollar her iki yanda hazır olda saatlerce uyumaya çalıştım. Saat 4 sıralarında girdiğim bivakta iki saat kadar tavanı izledikten sonra bu durum ciddi sıkıntı vermeye başladı. Hiçbir esneme hareketi yapamadığım için sırtım, kalçam, ayaklarım uyuşmaya başladı.

Bir ara popomun üstüne oturmayı, sıcak birşeyler hazırlamayı, sigara tüttürmeyi ve bacaklarımı esnetmeyi o kadar çok istedim ki… ama ne mümkün! Bivy HL kullanacaksanız, uyumak dışında, çadırda yapabildiğiniz herşeyi unutmanız gerekiyor.

İki saatin ardından afaganlar bastı ve tulumun içinde sıkıntıdan terlemeye başladım. Bir de üstüne çişim gelmez mi! Dışarı çıkamıyorum. Fırtına olmasa da sert rüzgar var. Bivağı tam da sırta kurmuşum. Dışarı çıksam botları bivakta giymek mümkün değil. Çorapla dışarı çıkmak.. bot giymek..

“Ne yapsam”, “sabaha kadar dayanır mıyım” diye düşünürken, pet şişeyi yarıdan kesip içine işemeyi akıl ettim. Hafif yan dönerek pet şişeye işeyerek biraz rahatladım.

Altımdaki çorap ve pantolonu çıkarmak beni bir nebze rahatlatabilirdi. Ayak parmaklarımla zor da olsa diz altı çoraplarını çıkarmayı becerdim. Ancak pantolonu indirmek ne mümkün. Kalçamın altına kadar itebildiğim pantolon orada kaldı. Mücadele etmekten vazgeçtim. Sıkıntıdan ağlayasım geldi. Bu şekilde 4 saat mücadele ettikten sonra nihayet akşam 8 gibi uykuya daldım.

Sabah çok berbat biçimde uyandım. Tulum sıcak, dışarıda hava rüzgarlı, kımıldayamıyorum.. gene çiş gelmiş… Ters, yüzüstü dönerek bivağın kapısını açtım. Dirseklerimi kara koyup esneyerek biraz belimi rahatlattım.

Bivağın girişi mini bir balkon gibi fakat orada tüp çalıştırsam bivakla birlikte yanarım. O denli ufak. Dışarıda rüzgar var. Kaldım mı ortada. Sıcak su bile kaynatamıyorum. Bir iki saat kadar daha uyudum.

Ferrino Bivy HL bivak
Berbat bir gecenin ardından bu manzarayla güne uyanmak güzeldi.

Tekrar uyandığımda hava sakindi. Çoraplarla kendimi dışarı atıp işedim. Bivağın önüne çukur kazıp ocağı içine yerleştirdim. Bu sayede güç de olsa su kaynatmayı becerdim.

Normalde planım İnegöl istikametine 2 gece daha ilerlemek, köylere inmekti. Ancak gece o kadar sıkıntılı geçmişti ki… Aynı sıkıntıyı tekrar yaşamaya cesaret edemediğimden biraz güneşlenip göller üzerinden Kestel’in Orhaniye köyüne inişe geçtim.

Sonuç

Belki Ferrino Bivy HL’yi kötüleyeceğimi düşünüyorsunuz. Hayır… bivağı o tarihten sonra bir daha kullanmadım. Sattım. Ancak kötü bir ürün değildi.

Bir kere alçak profili, malzeme kalitesi sayesinde hayal edebileceğiniz en kötü sert hava koşullarında bile içinde hayatta kalmanızı sağlayacağına eminim.

Daha önce Ferrino Monster Lite 2’de tanıştığım poliüretan kaplamalı, nefes alabilir kumaş kullanılmış. Tek kat kumaş nefes alıyor, fakat ısı belli bir derecenin altına düşünce donan su buharı sabah hava güneşliyse aniden eriyip tulumunuzu ıslatıyor.

Ben hafiflemeye, yerden tasarruf etmeye o kadar çok odaklanmışım ki, o yüzden bivağın ikinci gece yaşadığım sıkıntıları yaratacağını hesaplayamadım. Bilgisayar başında araştırırken “ne olacak, içine girer yatarım, 2 günde ölür müyüm” diye düşünüyor insan.

Bu ürünü satın almadan önce hedeflerinizi ve beklentilerinizi iyi belirlemeniz gerekiyor.

Bu ürün;

  • Hızlı çıkışlar
  • Solo faaliyetler

için tasarlanmış. Benim gibi “saldım çayıra, mevlam kayıra” faaliyet anlayışınız varsa, yani hedefleriniz olmadan doğaya çıkıyor, yalnızca orada olmayı amaçlıyorsanız bu ürün size göre değil.

Örnek vereyim;

Ocak ayında solo Ağrı kış tırmanışı yapacaksınız, zirve için havanın düzelmesini beklemeyeceğinize eminseniz Bivy HL tam size göre. 3800-4000-4200 şartlar müsade ettiği kadar, hafif çantayla yükselin. Girin bunun içine birkaç saat dinlenin. Kalkın zirveye devam edin. Baktınız hava patladı, kurun girin içine. Hatta kurmadan, bivak torbası gibi de kullanabilirsiniz.

Bir bisiklet forumunda insanların birbirlerine kullanmadan bu ürünü tavsiye ettiklerini görüp güldüm. Kışın hareketsizlikten içinde cinnet geçirecektim. Yaz aylarında, üstelik alçak irtifada bu bivak-çadırın içinde kalmak Çin işkencesinden farklı olmaz.

Yalnızca hafif olmayı hedefleyen doğa severler için kesinlikle uygun bir ürün değil.

Hafif, yaz-kış kullanabileceğiniz bir çadır arıyorsanız incelemesini Kadir Tunca ile çok yakında yayınlayacağımız Ferrino Lightent 2’yi veya Karrimor X-Lite 1’i öneririm.